Dil atölyesi
Kuralı örnek cümlede yakala, sonra kendi cümlende kullan.
6 bölüm · ~6 dk · 3 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Dil bilgisi ve söz varlığı öğretimi, Türkçe dersi öğretim programında ayrı bir öğrenme alanı olarak değil, okuma ve yazma öğrenme alanlarına gömülü, işlevsel bir bileşen olarak ele alınır. Bu derste dil bilgisinin işlevsel/bağlam temelli öğretimi ile geleneksel kural temelli öğretim arasındaki fark, örtük (implicit) ve açık (explicit) dil bilgisi öğretimi kavramları ve söz varlığını (kelime hazinesini) zenginleştirmeye yönelik öğretim teknikleri ele alınacaktır. ÖABT Türkçe'de bu konu; bir öğretmenin dil bilgisi ya da kelime öğretimi uygulamasının hangi yaklaşımı (örtük/açık, işlevsel/kural temelli) yansıttığını, hangi kelime öğretimi tekniğinin (bağlamdan çıkarma, anlam haritası, doğrudan/dolaylı öğretim) kullanıldığını ayırt edebilme becerisini ölçer.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
İşlevsel (bağlam temelli) dil bilgisi öğretimi: Dil bilgisi kurallarının bir metin ya da bağlam içinde, o kuralın iletişimdeki işlevi vurgulanarak öğretilmesidir. Kural, öğrencinin daha önce okuduğu ya da yazdığı gerçek bir metin üzerinden fark ettirilir; amaç kuralı ezberletmek değil, öğrencinin bu kuralı kendi okuma ve yazmasında işlevsel biçimde kullanabilmesidir.
Geleneksel kural temelli (biçimsel) dil bilgisi öğretimi: Dil bilgisi kurallarının bir metinden bağımsız, doğrudan tanım ve örneklerle, genellikle ezbere dayalı biçimde öğretildiği yaklaşımdır. Bu yaklaşımda öğrenci kuralı tanıyabilir ama bunu kendi üretimine (konuşma, yazma) aktarmakta güçlük çekebilir.
Örtük (implicit) dil bilgisi öğretimi: Kuralın doğrudan adı verilip tanımlanmadan, öğrencinin bol örnekle ve metinle karşılaşarak kuralı sezgisel biçimde fark etmesine dayanır. Açık (explicit) dil bilgisi öğretimi ise kuralın adının konulup açıkça tanımlanarak öğretilmesidir. Türkçe dersi öğretim programı, özellikle ilk kademelerde örtük öğretimi, ilerleyen sınıflarda ise gerektiğinde açık öğretimle desteklenen bir dengeyi önerir; ancak her durumda dil bilgisi metinden kopuk, salt ezbere dayalı biçimde verilmez.
Söz varlığı (kelime hazinesi): Bir kişinin anlayabildiği ve kullanabildiği kelime, deyim, atasözü ve terimlerin bütünüdür. Söz varlığı geliştirme, yalnızca sözlük anlamını ezberletmekle sınırlı değildir; kelimenin farklı bağlamlardaki kullanımını, çağrışımlarını ve ilişkili olduğu diğer kelimeleri kavramayı da içerir.
Kelime öğretimi teknikleri: Bağlamdan anlam çıkarma, öğrencinin bilmediği bir kelimenin anlamını cümledeki diğer ipuçlarından çıkarmasıdır. Anlam/kelime haritası (semantic map), bir kelimeyle ilişkili kavramları görsel olarak ağ biçiminde düzenleme tekniğidir. Doğrudan öğretim, bir kelimenin anlamının öğretmen tarafından açıkça verilmesidir; dolaylı öğretim ise kelimenin bol okuma ve dinleme yoluyla, doğal karşılaşmalarla kazanılmasıdır (genişletilmiş okuma/extensive reading bu yolla söz varlığını besler).
Deyim, atasözü ve terim öğretimi: Deyimler ve atasözleri, kalıplaşmış, çoğu zaman mecaz anlam taşıyan söz varlığı unsurlarıdır ve bağlam içinde, günlük kullanım örnekleriyle öğretilmesi daha kalıcıdır; yalnızca sözlük tanımının ezberletilmesi kalıcı öğrenmeyi sağlamaz.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Örnek 1: Bir öğretmen, öğrencilerine bir metindeki bağ-fiil eklerinin adını vermeden, önce metindeki cümleleri birlikte okutup "Bu cümlede iki eylem nasıl birbirine bağlanmış?" diye sorarak öğrencilerin bu yapıyı kendi gözlemleriyle sezmesini sağlamaktadır. — Bu, örtük (implicit) ve işlevsel dil bilgisi öğretiminin bir örneğidir; kural adı verilip tanımlanmadan, metin içinde sezgisel biçimde fark ettirilmektedir.
Örnek 2: Bir öğretmen, bir metinde geçen bilinmeyen bir kelimeyle karşılaşan öğrencilerine kelimenin anlamını doğrudan vermek yerine "Cümlenin geri kalanına bakarsak bu kelime ne anlama geliyor olabilir?" diye sorarak öğrencileri yönlendirmektedir. — Bu, bağlamdan anlam çıkarma stratejisinin sınıf içi bir uygulamasıdır; öğrenci kelimenin anlamını sözlüğe bakmadan, cümledeki diğer ipuçlarından çıkarmayı öğrenmektedir.
Örnek 3: Bir öğretmen, "iletişim" kelimesini tahtaya yazıp öğrencilerden bu kelimeyle ilgili akıllarına gelen kelimeleri (haberleşme, mesaj, telefon, mektup gibi) söylemelerini istemekte ve bunları bir ağ biçiminde tahtaya bağlamaktadır. — Bu uygulama anlam/kelime haritası (semantic map) tekniğine örnektir; kelimenin diğer kavramlarla ilişkisini görsel biçimde ortaya koyarak söz varlığını derinleştirir.
Örnek 4: Bir öğretmen, "ağzı var dili yok" deyimini öğrencilere yalnızca sözlük tanımını ezberletmek yerine, bu deyimin geçtiği kısa bir diyalog metni üzerinden, hangi durumda kullanıldığını fark ettirerek öğretmektedir. — Bu, deyim öğretiminde bağlam temelli bir yaklaşımın uygulamasıdır; deyimin anlamı gerçek bir kullanım örneği üzerinden kalıcı biçimde kavratılmaktadır.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.