Ekonomi masası
Değişkenleri ve aralarındaki ilişkiyi grafiğe dökerek düşün.
6 bölüm · ~8 dk · 3 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
- yüzyılın ortalarından itibaren klasik iktisadın soyut, evrensel-geçerli yasalar arayan yöntemine karşı iki farklı ama zaman zaman kesişen tepki doğmuştur. Karl Marx, klasik iktisadın emek-değer teorisini radikal biçimde yeniden yorumlayarak kapitalizmi sömürüye ve krizlere mahkûm, tarihsel olarak geçici bir üretim tarzı olarak eleştirmiş; bu eleştiri Marksist iktisadın temelini oluşturmuştur. Aynı dönemde Almanya'da doğan Tarihçi Okul (Historische Schule) ise klasik iktisadın soyut-tümdengelimci yöntemine karşı çıkarak iktisadi olayların her ülkenin kendi tarihsel, kurumsal ve kültürel koşulları içinde, tümevarımsal (ampirik) yöntemle incelenmesi gerektiğini savunmuştur. İki akım da klasik iktisadın "her yerde, her zaman geçerli evrensel yasalar" iddiasına karşı çıkması bakımından ortaklaşsa da, Marx sınıf mücadelesi ve tarihsel materyalizm eksenli bir devrimci eleştiri geliştirirken, Tarihçi Okul ulusal kalkınma ve devletin kalkınmacı rolü eksenli reformcu-milliyetçi bir çizgi izlemiştir.
2Temel düşünürler ve görüşleri
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Karl Marx (1818–1883) ve Marksist İktisat
- Alman filozof ve iktisatçı; başyapıtı Kapital (Das Kapital)'dir (1. cilt 1867'de kendisi tarafından, 2. ve 3. ciltler ölümünden sonra Friedrich Engels tarafından yayımlanmıştır). Friedrich Engels ile birlikte Komünist Manifesto'yu (1848) kaleme almıştır.
- Tarihsel materyalizm: Toplumların gelişimini, üretim araçlarına sahip olan sınıf ile emeğini satmak zorunda olan sınıf arasındaki sınıf mücadelesi çerçevesinde açıklar; üretim ilişkileri (altyapı) toplumun siyasi, hukuki ve kültürel kurumlarını (üstyapı) belirler.
- Artı değer (sömürü) teorisi: Klasik emek-değer teorisini radikalleştirir. İşçi, günlük çalışmasıyla kendi ücretinin karşılığından daha fazla değer üretir; bu fazlalık (artı değer), işçiye ödenmeden kapitalist tarafından el konulur. Kâr, faiz ve rant bu ödenmemiş artı değerin farklı görünümleridir.
- Kâr oranının düşme eğilimi yasası: Kapitalistler rekabet baskısıyla sürekli daha fazla makine/teçhizat (sabit sermaye, "ölü emek") kullanıp emeğin (canlı emek, artı değerin tek kaynağı) payını azalttıkça, sermayenin organik bileşimi yükselir ve genel kâr oranı uzun dönemde düşme eğilimine girer.
- Sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesi: Rekabet, küçük sermayelerin büyük sermayeler tarafından yutulmasına, tekelleşmeye ve işçi sınıfının giderek yoksullaşmasına ("mutlak/nispi yoksullaşma") yol açar.
- Kriz (bunalım) teorisi: Kapitalizmin, aşırı üretim ve düşen kâr oranları nedeniyle periyodik krizlere mahkûm olduğunu; bu krizlerin sistemin iç çelişkilerinden (üretimin toplumsal, mülkiyetin özel niteliğinden) kaynaklandığını savunur.
- Yabancılaşma (alienation): Kapitalist üretim tarzında işçinin, ürettiği ürüne, üretim sürecine, diğer insanlara ve kendi türsel özüne yabancılaşacağını ileri sürer.
- Marx'a göre kapitalizmin içsel çelişkileri, kaçınılmaz olarak sınıf mücadelesini keskinleştirecek ve kapitalizm, tarihsel olarak sosyalizme/komünizme evrilecektir.
Alman Tarihçi Okulu (Historische Schule)
- Friedrich List (1789–1846): Tarihçi okulun doğrudan üyesi sayılmasa da onun öncüsü kabul edilir. Politik İktisadın Ulusal Sistemi (1841) adlı eserinde klasik iktisadın "evrensel serbest ticaret" reçetesinin, o dönem sanayileşmesini henüz tamamlamamış Almanya gibi ülkelere zarar vereceğini savunmuştur. "Bebek/yeni doğan endüstri" (infant industry) tezi: Gelişmekte olan sanayilerin, gelişmiş ülkelerin rekabetine karşı geçici olarak gümrük korumasıyla desteklenmesi gerektiğini ileri sürer. Ülkelerin iktisadi gelişme aşamalarından (avcılık-toplayıcılık, tarım, tarım-sanayi, sanayi-ticaret) geçtiğini, her aşamada uygun politikaların farklı olduğunu savunur.
- Wilhelm Roscher, Bruno Hildebrand, Karl Knies ("eski/kurucu kuşak" tarihçi okul, 19. yüzyıl ortası): İktisadi yasaların evrensel değil, her ulusun kendi tarihsel gelişim evresine bağlı olduğunu; iktisat biliminin yöntemi olarak tarihsel-tümevarımsal (induktif) yaklaşımı, soyut-tümdengelimli (deduktif) klasik yönteme karşı savunmuşlardır.
- Gustav von Schmoller (1838–1917): "Genç/yeni kuşak" tarihçi okulun önde gelen ismi; iktisadi olayların soyut modellerle değil, ayrıntılı tarihsel ve istatistiksel araştırmalarla, kurumların (hukuk, ahlak, gelenekler) rolü dikkate alınarak incelenmesi gerektiğini savunmuştur.
- Methodenstreit (Yöntem Tartışması): 1880'lerde Schmoller (Tarihçi Okul, tümevarım) ile Carl Menger (Avusturya Okulu, tümdengelim ve soyut kuram) arasında yaşanan, iktisadın "doğru" yönteminin tarihsel-ampirik mi yoksa soyut-teorik mi olması gerektiğine dair ünlü akademik tartışmadır; bu tartışma Marjinalist Okul ile Tarihçi Okul arasındaki köklü yöntem farkını simgeler.
- Tarihçi Okulun mirası, 20. yüzyıl başında Almanya'da kurumsal iktisadın ve sosyal politika/refah devleti tartışmalarının (Schmoller ve arkadaşlarının kurduğu Verein für Sozialpolitik – Sosyal Politika Derneği) gelişmesine zemin hazırlamıştır.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Örnek 1: Marx'ın artı değer teorisi, klasik emek-değer teorisinden temel olarak nasıl ayrılır?
Çözüm: Klasik iktisatçılar (Smith, Ricardo) emeği değerin kaynağı sayar, fakat üretim ilişkilerini bir sömürü ilişkisi olarak nitelendirmez. Marx ise aynı emek-değer teorisini radikalleştirerek, işçinin ücretinin karşılığından fazlasını ürettiğini, bu fazlalığın (artı değerin) kapitalist tarafından karşılıksız el konulduğunu savunur. Böylece kâr, klasik iktisatta "sermayenin getirisi" olarak görülürken, Marx'ta ödenmemiş emeğin bir el koyma biçimi hâline gelir.
Örnek 2: Marx'a göre kâr oranının uzun dönemde düşme eğiliminde olmasının nedeni nedir?
Çözüm: Rekabet baskısı altındaki kapitalistler, verimliliği artırmak için sermayenin sabit kısmını (makine, teçhizat) sürekli büyütüp emeğin (değişken sermaye, artı değerin tek kaynağı) payını göreli olarak azaltır; buna sermayenin organik bileşiminin yükselmesi denir. Artı değer yalnızca canlı emekten doğduğu için, toplam yatırılan sermaye içinde emeğin payı düştükçe genel kâr oranı (artı değer / toplam sermaye) uzun dönemde düşme eğilimine girer.
Örnek 3: Friedrich List'in "bebek endüstri" tezi, klasik serbest ticaret öğretisiyle nasıl bir çelişki içindedir?
Çözüm: Klasik iktisatçılar (özellikle Ricardo'nun karşılaştırmalı üstünlük teorisi) serbest ticaretin her ülke için faydalı olduğunu savunur. List ise henüz sanayileşmesini tamamlamamış bir ülkenin, gelişmiş sanayi ülkeleriyle serbest rekabete girmesi hâlinde kendi genç sanayilerinin asla gelişemeyeceğini; bu nedenle gelişmekte olan sanayilerin geçici gümrük korumasıyla desteklenmesi gerektiğini savunarak klasik serbest ticaret ilkesine bir istisna getirmiştir. Bu görüş, gelişmekte olan ülkelerin sanayileşme politikalarına tarihsel bir dayanak oluşturmuştur.
Örnek 4: Methodenstreit (Yöntem Tartışması) hangi iki akım arasında, hangi konuda yaşanmıştır?
Çözüm: Tartışma, Alman Tarihçi Okulunun önde gelen ismi Gustav von Schmoller ile Avusturya (Marjinalist) Okulunun kurucusu Carl Menger arasında 1880'lerde yaşanmıştır. Schmoller, iktisadi olayların ülkeden ülkeye, dönemden döneme değiştiğini, bu nedenle tarihsel-tümevarımsal yöntemle incelenmesi gerektiğini savunurken; Menger, iktisadın soyut, tümdengelimli kuramsal bir bilim olduğunu, evrensel-geçerli yasalar (örneğin marjinal fayda ilkesi) aranabileceğini savunmuştur.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.