Mevzuat masası
Kuralı, istisnasını ve süresini birlikte öğren.
6 bölüm · ~10 dk · 7 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Borç ilişkisinin normal ve amaçlanan sona erme biçimi, borcun konusunun borçlu tarafından alacaklıya ifa edilmesidir. Türk Borçlar Kanunu, ifanın yerini, zamanını ve tarzını (m. 83-93) düzenledikten sonra, borcun gereği gibi ifa edilmemesinin sonuçlarını iki temel başlık altında ele alır: borçlunun temerrüdü (borçlunun muaccel borcu zamanında ifa etmemesi) ve ifa imkânsızlığı (edimin sonradan veya baştan itibaren ifa edilemez hâle gelmesi). Ayrıca alacaklının da ifayı kabulden haklı bir sebep olmaksızın kaçınması hâlinde alacaklının temerrüdü söz konusu olur. Bu başlık, KPSS A Grubu Hukuk testinde hem tanımsal hem de temerrüt ve imkânsızlığın sonuçlarına ilişkin çok sayıda somut olay sorusuyla karşımıza çıkar.
2Temel kavramlar ve doktrin
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
İfa yeri (TBK m. 89): Borcun ifa yeri öncelikle tarafların anlaşmasına göre belirlenir. Anlaşma yoksa: para borçları, kural olarak alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir (götürülecek borç – aranır borç); parça (belirli, muayyen) borcu, sözleşmenin kurulduğu yerde ifa edilir; bunların dışındaki borçlar ise borcun doğduğu tarihte borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir (aranacak borç).
Kısmi ifa (TBK m. 84): Borcun bölünebilir olması hâlinde dahi alacaklı, aksi kararlaştırılmadıkça kısmi ifayı kabule zorlanamaz; alacaklı borcun tamamının ifasını isteme hakkına sahiptir.
Alacaklının temerrüdü (TBK m. 106-108): Borç muaccel olduğu hâlde alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın borçlunun usulüne uygun olarak yaptığı ifa önerisini kabulden kaçınırsa temerrüde düşer. Bu durumda borçlu, konusu para veya kıymetli evrak olan borçlarda tevdi (edimi mahkemece belirlenen bir yere bırakma) yoluyla borcundan kurtulabilir; ayrıca belirli şartlarda sözleşmeden dönme hakkı da doğabilir ve borçlunun sorumluluğu hafifler.
Borçlunun temerrüdü (TBK m. 117-122): Muaccel bir borcun borçlusu, kural olarak alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Ancak borcun ifa edileceği günün birlikte belirlenmiş olduğu kesin vadeli işlemlerde, vadenin geçmesiyle borçlu kendiliğinden (ihtara gerek kalmaksızın) temerrüde düşer. Temerrüdün sonuçları: konusu para olan borçlarda asgari olarak temerrüt faizi (m. 120) istenebilir; alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığını ve borçlunun bu ek zarardan (aşkın zarar, m. 122) kusursuz olmadığını ispat ederse bu zararın da tazminini isteyebilir.
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde temerrüdün özel sonuçları (TBK m. 123-126): Alacaklı, borçluya uygun bir süre (mehil) vererek bu süre içinde ifa edilmezse aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: (1) aynen ifa ile birlikte gecikme nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteme; (2) ifadan vazgeçerek müspet zararının (ifa menfaatinin) tazminini isteme; (3) sözleşmeden dönerek menfi zararının (olumsuz zararının) tazminini isteme. Bu hakların kullanılabilmesi için kural olarak borçluya önceden bir süre (mehil) verilmiş olması gerekir; kesin vadeli işlemlerde ve mehil vermenin anlamsız olduğu hâllerde bu şarttan istisnai olarak vazgeçilebilir.
İfada bulunmama def'i (ödemezlik def'i, TBK m. 97): Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede taraflardan biri, kendi edimini ifa etmedikçe veya ifasını önermedikçe diğer tarafı temerrüde düşüremez; karşı taraf bu def'iyi ileri sürerek kendi ifasını erteleyebilir.
İfa imkânsızlığı: Borcun ifasının başlangıçtaki objektif imkânsızlığı (sözleşmenin kurulduğu anda edimin herkes için imkânsız olması), TBK m. 27 uyarınca sözleşmeyi kesin hükümsüz kılar; buna karşılık yalnızca borçlu açısından imkânsızlık (sübjektif imkânsızlık) sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Sonraki imkânsızlıkta ise iki ihtimal ayırt edilir: borçlunun sorumlu olmadığı imkânsızlıkta (m. 136) borç sona erer, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşı edim borcu da düşer ve önceden yapılan ifalar varsa sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir; borçlunun sorumlu olduğu imkânsızlıkta (m. 112) ise alacaklı, borcun ifası yerine müspet zararının tazminini isteyebilir. Kısmi imkânsızlık (m. 137) hâlinde borçlu, borcun yalnızca imkânsızlaşan kısmından kurtulur; ancak kalan kısmın ifasında alacaklının menfaati kalmamışsa alacaklı borcun tamamından kurtulmayı isteyebilir. Cins borçlarında ise "cins borcunda imkânsızlık olmaz" (genus non perit) ilkesi uyarınca, borçlunun elindeki belirli bir nüshanın yok olması kural olarak borcu imkânsız kılmaz; borçlu piyasadan aynı nitelikte bir mal tedarik ederek borcunu ifa etmekle yükümlü olmaya devam eder.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Satıcı (A), alıcı (B)'ye teslim etmesi gereken malı kararlaştırılan tarihte götürmüş, ancak (B) haklı hiçbir sebep göstermeksizin malı teslim almaktan kaçınmıştır.
(C), (D)'den satın aldığı belirli bir tabloyu, kararlaştırılan tarihte teslim etmeden önce kendi kusuruyla neden olduğu bir yangında tamamen yok etmiştir.
Bir taşınır satış sözleşmesinde satılan mal, tarafların hiçbir kusuru olmaksızın bir deprem sonucu tamamen yok olmuştur (borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık).
İki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede satıcı (L) malı süresinde teslim etmemiş, alıcı (M) ise henüz kendi ifasını (bedeli ödemeyi) yerine getirmemiştir.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.