Mevzuat masası
Kuralı, istisnasını ve süresini birlikte öğren.
6 bölüm · ~11 dk · 7 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Bu konu, uluslararası hukukun bireyi doğrudan muhatap alan iki alanını ele alır: uluslararası insan hakları hukuku (devletlerin bireylere karşı üstlendiği yükümlülükler ve bunların denetim mekanizmaları) ve uluslararası ceza hukuku (belirli ağır suçlardan dolayı bireylerin doğrudan uluslararası düzeyde cezai sorumluluğu). KPSS'de bu konu; temel insan hakları belgeleri (Evrensel Bildirge, ICCPR/ICESCR, AİHS), soykırım ile insanlığa karşı suçların ayrımı, Nürnberg ilkeleri, ad hoc mahkemeler (ICTY/ICTR) ile Uluslararası Ceza Divanı'nın (ICC) yapısı, tamamlayıcılık ilkesi ve Türkiye'nin bu belgeler karşısındaki konumu üzerinden sorulur.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948)
BM Genel Kurulu tarafından 1948'de kabul edilen Bildirge, kendisi doğrudan bağlayıcı bir andlaşma değildir; siyasi ve ahlaki bir belge niteliğindedir. Bununla birlikte içeriğinin bir kısmının zamanla teamül hukuku hâline geldiği ileri sürülür.
1966 Sözleşmeleri: ICCPR ve ICESCR
Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (ICCPR) ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (ICESCR), 1966'da kabul edilmiş, bağlayıcı çok taraflı andlaşmalardır. Bu iki sözleşme, Evrensel Bildirge ile birlikte "Uluslararası İnsan Hakları Yasası (International Bill of Rights)" olarak anılır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM
1950 tarihli AİHS, bölgesel düzeyde en gelişmiş denetim mekanizmasını kurmuştur: iç hukuk yollarını tükettikten sonra bireyler doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurabilir. Türkiye, AİHS'ye taraftır; bireysel başvuru hakkını 1987'de, Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 1990'da kabul etmiştir.
Soykırım suçu (1948 Soykırım Sözleşmesi)
Soykırım, ulusal, etnik, ırkî veya dinî bir grubu kısmen veya tamamen yok etme kastıyla (özel kast/dolus specialis) işlenen eylemleri (grup üyelerini öldürme, ağır bedensel/zihinsel zarar verme, grubun fiziksel varlığını ortadan kaldıracak yaşam koşulları dayatma, doğumları engelleyici tedbirler alma, çocukları zorla başka gruba nakletme) kapsar.
Soykırım ile insanlığa karşı suçların farkı
Soykırımda, belirli bir grubu kısmen veya tamamen yok etme özel kastı aranır. İnsanlığa karşı suçlarda ise böyle bir yok etme kastı aranmaz; bunun yerine failin eyleminin sivil halka karşı yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlenmesi şartı aranır. Savaş suçları ise farklı olarak bir silahlı çatışmayla bağlantı (nexus) gerektirir; soykırım ve insanlığa karşı suçlar ise barış zamanında da işlenebilir.
Nürnberg İlkeleri ve bireysel cezai sorumluluk
II. Dünya Savaşı sonrası Nürnberg Mahkemesi'nin uygulamasından süzülen ilkeler, bireysel cezai sorumluluk ilkesini uluslararası hukuka kazandırmıştır: bir kişinin devlet başkanı veya sorumlu bir hükûmet yetkilisi olarak hareket etmiş olması, uluslararası hukuk kapsamındaki suçlardan doğan bireysel cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Üst makamdan alınan emir de tek başına tam bir sorumluluktan kurtulma sebebi sayılmaz (yalnızca cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir).
Ad hoc uluslararası ceza mahkemeleri: ICTY ve ICTR
Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY, 1993) ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTR, 1994), BM Güvenlik Konseyi tarafından VII. Bölüm yetkisine dayanılarak alınan kararlarla kurulmuş, belirli bir çatışma ve zaman dilimiyle sınırlı, geçici (ad hoc) mahkemelerdir.
Uluslararası Ceza Divanı (ICC)
1998 Roma Statüsü ile kurulan ICC, 2002'de yürürlüğe girmiş, merkezi Lahey'de bulunan daimi ve genel yetkili bir uluslararası ceza mahkemesidir; ad hoc mahkemelerden farklı olarak belirli bir çatışmayla sınırlı değildir.
Madde 5 uyarınca ICC'nin maddi yargı yetkisine giren dört suç kategorisi: soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu (crime of aggression)'dur (saldırı suçu, 2010 Kampala Değişiklikleriyle tanımlanmış, yetkisi 2018'de etkin hâle gelmiştir).
Madde 25 uyarınca ICC'nin cezai yargı yetkisi yalnızca gerçek kişilere (bireylere) karşı kullanılabilir; ICC devletleri değil, uluslararası suçlardan sorumlu bireyleri yargılar.
Madde 27 uyarınca bir kişinin devlet başkanı ya da başka bir resmî sıfatla hareket etmiş olması, o kişinin Roma Statüsü kapsamındaki suçlar bakımından cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; resmî sıfat ICC önünde muafiyet sağlamaz.
Madde 29 uyarınca ICC yetkisindeki suçlar hiçbir zamanaşımına tabi değildir.
Madde 11 ve 22-23 uyarınca ICC, "kanunsuz suç ve ceza olmaz (nullum crimen/nulla poena sine lege)" ilkesi gereği kural olarak yalnızca Roma Statüsü'nün yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2002'den sonra işlenen eylemler bakımından yetkilidir; geriye yürürlük kural olarak söz konusu değildir.
Tamamlayıcılık (complementarity) ilkesi
Roma Statüsü'nün temel ilkelerinden biri olan tamamlayıcılık ilkesine göre ICC, ulusal mahkemelerin yerini almaz; ancak ilgili devletin ulusal mahkemeleri soruşturma veya kovuşturma konusunda gerçekten isteksiz ya da yetersiz olduğunda yetkisini kullanır. ICC, ulusal yargı sistemlerini tamamlayıcı niteliktedir.
ICC yargı yetkisinin tetiklenme yolları
Bir durum ICC önüne şu yollarla gelebilir: (i) bir taraf devletin durumu havale etmesi, (ii) BM Güvenlik Konseyinin VII. Bölüm yetkisiyle durumu havale etmesi (bu, Roma Statüsü'ne taraf olmayan bir devletle ilgili durumlar için dahi mümkündür), veya (iii) Savcının kendi inisiyatifiyle (proprio motu), Ön Yargılama Dairesi'nin izniyle soruşturma başlatması.
Türkiye'nin konumu
Türkiye, Roma Statüsü'nü 2000 yılında imzalamış ancak hiçbir zaman onaylamamıştır; dolayısıyla Türkiye, Roma Statüsü'ne ve ICC'ye taraf değildir.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Bir devlet, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kendisi için doğrudan bağlayıcı bir andlaşma yükümlülüğü doğurmadığını, ancak 1966 tarihli ICCPR'ye taraf olması nedeniyle bu sözleşmedeki haklarla bağlı olduğunu ileri sürmektedir.
Bir kişi, uluslararası bir mahkeme önünde, işlediği iddia edilen suçları "devlet başkanı sıfatıyla" işlediğini ve bu nedenle yargılanamayacağını ileri sürmektedir.
Bir devletin ulusal mahkemeleri, kendi topraklarında işlenen ağır bir insanlığa karşı suçu soruşturmak konusunda gerçekten isteksiz davranmakta, soruşturmayı sürüncemede bırakmaktadır.
Roma Statüsü'ne taraf olmayan bir devlette işlendiği iddia edilen ağır suçlarla ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi, durumu ICC Savcısına havale eden bir karar almıştır.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.