Ekonomi masası
Değişkenleri ve aralarındaki ilişkiyi grafiğe dökerek düşün.
6 bölüm · ~11 dk · 10 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Uluslararası ilişkiler disiplini, devletler ve diğer aktörler arasındaki siyasal, ekonomik ve toplumsal etkileşimleri inceler. Bu etkileşimlerin anlaşılabilmesi için önce üç temel kavramın netleştirilmesi gerekir: devlet, egemenlik ve güç. Devlet, uluslararası sistemin klasik ve hâlâ en merkezi aktörüdür; egemenlik, devletin hem kendi sınırları içindeki hem de diğer devletlerle ilişkisindeki konumunu tanımlar; güç ise devletlerin (ve diğer aktörlerin) birbirlerini etkileme kapasitesini ifade eder. Bu üç kavram, uluslararası sistemin anarşik yapısıyla (yani devletlerin üzerinde bağlayıcı kararlar alabilecek merkezi bir üst otoritenin bulunmamasıyla) birlikte, ilerideki tüm teorik tartışmaların (realizm, liberalizm, konstrüktivizm vb.) ortak zeminini oluşturur. KPSS A Grubu sınavında bu konu; tanım sorularının yanı sıra güç türleri, egemenliğin iç/dış boyutu ve anarşi kavramının yanlış anlaşılan yönleri (anarşi ≠ kaos) üzerinden sıkça sorulur.
2Temel kavramlar / teoriler
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Devlet ve devletin unsurları
1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi, uluslararası hukukta hâlâ referans alınan dört devlet ölçütünü sayar:
- Belirli/kalıcı bir nüfus
- Belirlenmiş bir toprak
- Bir hükümet
- Diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi (fiilî egemenlik/bağımsızlık)
Bir siyasi birimin "devlet" sayılabilmesi için bu dört unsurun birlikte bulunması aranır. Tanıma (recognition) konusunda iki karşıt teori vardır: kurucu (constitutive) teoriye göre bir devlet ancak diğer devletlerce tanınınca hukuki kişilik kazanır; bildirici (declaratory) teoriye göre ise devlet, Montevideo ölçütlerini taşıdığı andan itibaren zaten devlettir ve tanıma yalnızca bu var olan durumu teyit eder (bugün baskın görüş budur).
Egemenlik (sovereignty)
Egemenlik kavramını sistematik biçimde ilk ele alan düşünür Jean Bodin'dir ("Les Six Livres de la République", 1576); egemenliği "bir devletteki mutlak ve sürekli iktidar" olarak tanımlamıştır. Modern egemen devletler sisteminin başlangıcı olarak 1648 Vestfalya Barışı kabul edilir: bu antlaşmayla, dini otoritenin (Papalık, İmparatorluk) üzerinde siyasi üstünlüğü reddedilmiş, her devletin kendi toprağı üzerinde nihai otorite olduğu ilkesi yerleşmiştir.
Egemenlik iki boyutta ele alınır:
- İç egemenlik: Devletin kendi sınırları içinde nihai/üstün otorite olması, yasa yapma ve zor kullanma tekelini elinde bulundurması.
- Dış egemenlik: Devletin diğer devletlerden bağımsız olması ve uluslararası sistemde hukuken eşit bir aktör sayılması.
BM Şartı madde 2/1'de yer alan egemen eşitlik ilkesi, örgüt üyesi tüm devletlerin büyüklük ve fiilî güçlerine bakılmaksızın hukuken eşit egemen varlıklar olarak kabul edildiğini ifade eder. Ancak bu hukuki eşitlik, BM Güvenlik Konseyi'nde beş daimi üyenin veto yetkisine sahip olması gibi örneklerde görüldüğü üzere fiilî güç eşitsizlikleriyle gerilim içindedir. Öte yandan egemenlik günümüzde mutlak/sınırsız bir kavram olmaktan çok, uluslararası hukuk, uluslarüstü kurumlar (AB gibi) ve karşılıklı bağımlılık koşullarında giderek daha fazla paylaşılan/sınırlanan bir kavram hâline gelmiştir.
Güç (power)
Robert Dahl'ın klasik tanımına göre güç, "A'nın, B'yi normal şartlarda yapmayacağı bir şeyi yaptırma kapasitesi"dir. Güç kaynakları maddi (nüfus, toprak, doğal kaynaklar, askeri/ekonomik kapasite) ve maddi olmayan (liderlik kalitesi, toplumsal moral, diplomatik itibar) unsurlara ayrılır.
Joseph Nye güç türlerini üçe ayırır:
Sert güç (hard power)
Askeri ve ekonomik zorlama/ödüllendirme yoluyla istenen sonucu elde etme kapasitesi.
Anarşi ve uluslararası toplum
Uluslararası ilişkilerde anarşi, devletlerin üzerinde bağlayıcı kararlar alabilecek merkezi bir dünya hükümetinin bulunmaması anlamına gelir; bu, "kaos" ya da "düzensizlik" ile eş anlamlı değildir. İngiliz Okulu'nun önde gelen ismi Hedley Bull, "The Anarchical Society" (Anarşik Toplum) adlı eserinde, sistem anarşik olsa bile devletlerin ortak kurallar, normlar ve kurumlar aracılığıyla bir uluslararası toplum oluşturabileceğini savunmuştur.
Aktörler
Klasik devlet-merkezli bakışın yanında, günümüzde devlet-dışı aktörler de uluslararası ilişkilerde etkilidir: hükümetler arası örgütler (BM, NATO, AB), hükümet-dışı örgütler (Uluslararası Af Örgütü gibi STK'lar) ve çokuluslu şirketler bu kategoriye girer. Diplomasi, devletlerin ve diğer aktörlerin resmi temsilciler aracılığıyla barışçıl müzakere ve iletişim yoluyla ilişkilerini yürütme sanatı ve pratiğidir.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
"Bir toprak parçasında yaşayan topluluğun kendi kendini yönetme kapasitesine sahip olması ama hiçbir devlet tarafından resmen tanınmaması" durumunda, bildirici teoriye göre bu topluluk devlet sayılır mı?
Bir devlet, komşu ülkeler nezdinde güçlü bir imaja sahip olmak için uluslararası yardım kampanyaları düzenliyor ve kültürel diplomasiye ağırlık veriyorsa, hangi güç türünü kullanmaktadır?
"Uluslararası sistemde üstün bir otorite yoktur, dolayısıyla devletler arasında hiçbir düzen ya da işbirliği olamaz" ifadesi doğru mudur?
Bir devletin gümrük tarifelerini belirleme yetkisinin bir bölümünü, istediği zaman ayrılabileceği ortak bir uluslarüstü kurula devretmesi, egemenliğinin tamamen sona erdiği anlamına gelir mi?
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.