puanlabs

KPSS A Kamu Yönetimi Örgüt Kuramları ve Bürokrasi konu anlatımı

Yönetim Bilimi · sınavda ortalama 1,3 soru çıkıyor

Mevzuat masası

Kuralı, istisnasını ve süresini birlikte öğren.

6 bölüm · ~9 dk · 7 etkileşim

Hadi başlayalım! Bu konu 6 bölüm, yaklaşık 9 dakika. Arada sana küçük sorular soracağım.

1Konu özeti

İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.

Max Weber'in ideal tip bürokrasi modeli, modern kamu yönetiminin kurumsal temelini oluşturur; ancak bu modelin gerçek kamu örgütlerinde birebir işlediği söylenemez. 20. yüzyılın ortalarından itibaren pek çok sosyolog ve kamu yönetimi kuramcısı, ideal tipin öngörmediği, kuralların katılaşması, amaçların araçlara feda edilmesi ve örgütlerin küçük seçkin gruplarca ele geçirilmesi gibi bürokrasinin işlevsizliklerini (disfonksiyonlarını) incelemiştir. Bu başlık altında; Weber'in ideal tip bürokrasisinin özeti, Robert K. Merton'ın "bürokratik kişilik" ve amaç-araç yer değiştirmesi (goal displacement) kavramı, Philip Selznick'in kooptasyon ve alt birimlerin kendi amaçlarını benimsemesi ("alt birim amaçları") üzerine çalışması, Alvin Gouldner ve Michel Crozier'in "bürokratik kısır döngü" kavramı ve Robert Michels'in oligarşinin tunç kanunu (iron law of oligarchy) ele alınmaktadır. KPSS A Grubu'nda bu konu; bürokrasinin işlevsizliklerine ait kavramların (ritüalizm, kırtasiyecilik, amaç-araç yer değiştirmesi, oligarşinin tunç kanunu) tanımları ve teorisyen eşleştirmeleri şeklinde sıkça sorulur.

2Temel kavramlar ve teoriler

Önemli yerleri altını çizer gibi oku.

1. Weber'in İdeal Tip Bürokrasisi (Kısa Hatırlatma)

Weber'in bürokrasi modeli; açık hiyerarşi, iş bölümü ve uzmanlaşma, yazılı kurallar, gayrişahsilik, liyakate dayalı işe alım ve kariyer sistemi gibi unsurlara dayanır (bu unsurlar "Klasik Yönetim Kuramları" konusunda ayrıntılı işlenmiştir). Weber'e göre bu model, kitlesel ve karmaşık işleri en hızlı, en kesin ve en öngörülebilir biçimde yürütebilecek "teknik olarak en üstün" örgütlenme biçimidir. Ancak Weber'in kurguladığı bu model bir ideal tiptir; gerçek kamu örgütlerinde bu modelden sapmalar ve işlevsizlikler ortaya çıkabilir.

2. Robert K. Merton – Bürokratik Kişilik ve Amaç-Araç Yer Değiştirmesi

Merton'a göre bürokraside kurallara duyulan aşırı bağlılık, zamanla kuralların kendisinin bir amaç hâline gelmesine yol açar; bu duruma amaç-araç yer değiştirmesi (goal displacement) denir: kurallar, örgütün asıl amacına (örneğin vatandaşa hızlı ve etkili hizmet sunmak) hizmet eden birer araç olmaktan çıkıp, kurallara harfiyen uymanın kendisi bir amaç hâline gelir. Bu durumun sonucunda ortaya çıkan, kurallara aşırı ve katı bağlılık, esneklikten yoksunluk, yeniliğe kapalılık ve formaliteye aşırı düşkünlük gibi davranış kalıplarına bürokratik ritüalizm ve genel olarak bu tür alışkanlıkları edinmiş memur tipine bürokratik kişilik adı verilir. Merton ayrıca aşırı kırtasiyeciliğin (gereksiz evrak ve prosedür yükünün) da bürokrasinin tipik bir işlevsizliği olduğunu vurgulamıştır.

3. Philip Selznick – Kooptasyon ve Alt Birim Amaçları

Selznick, TVA (Tennessee Vadisi İdaresi) üzerine yaptığı klasik çalışmasında, örgütlerin dış çevredeki tehdit oluşturabilecek grupları karar alma süreçlerine dahil ederek (kooptasyon) kendilerini bu gruplardan gelebilecek dirençlere karşı koruduklarını göstermiştir. Selznick ayrıca, büyük örgütlerde alt birimlerin zamanla kendi dar amaçlarını (bütünün genel amacından bağımsızlaşarak) benimseyebildiğini ve bunun örgütün bütününe zarar verebileceğini belirtmiştir.

4. Alvin Gouldner ve Michel Crozier – Bürokratik Kısır Döngü

Gouldner ve Crozier, bürokrasilerde kuralların, çalışanlar üzerindeki denetimi kolaylaştırmak amacıyla konulduğunu, ancak zamanla bu kuralların çalışanlar tarafından yalnızca asgari performans göstermenin bir aracı olarak kullanıldığını (asgari kabul edilebilir davranışın norm hâline gelmesi) göstermiştir. Bu durum, denetimi artırmak için daha fazla kural konulmasına, bunun da çalışanların davranışını daha da katılaştırmasına yol açan bir bürokratik kısır döngü yaratır. Crozier ayrıca, belirsizliği (bilgiyi) elinde tutan birimlerin veya kişilerin, resmî hiyerarşideki konumlarından bağımsız olarak örgüt içinde gerçek bir güç kaynağına sahip olabileceğini vurgulamıştır.

5. Robert Michels – Oligarşinin Tunç Kanunu

Michels, özellikle siyasi partiler ve büyük örgütler üzerine yaptığı incelemelerde, örgütler büyüdükçe ve karmaşıklaştıkça, karar alma yetkisinin tabana yayılı kalamayacağını, teknik uzmanlık, bilgiye erişim ve örgütsel kaynakların denetimi gibi nedenlerle küçük bir seçkin (elit) grubun yönetimi fiilen ele geçireceğini savunmuştur. Michels bu durumu "oligarşinin tunç kanunu" (iron law of oligarchy) olarak adlandırmış ve bunun, örgütün ilan ettiği demokratik ya da katılımcı ilkelerden bağımsız olarak, hemen her büyük örgütte (siyasi partiler dahil) neredeyse kaçınılmaz biçimde ortaya çıkan evrensel bir eğilim olduğunu ileri sürmüştür.

3Çözümlü örnekler

Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.

Örnek 1

Bir kamu kurumunda memurlar, vatandaşa hizmet sunmaktan çok, evrakların eksiksiz ve usulüne uygun doldurulmasına öncelik vermekte; asıl amacın unutulup prosedürün kendisinin bir amaç hâline geldiği gözlemlenmektedir.

Örnek 2

Bir kamu kurumu, projelerine muhalefet edebilecek yerel dernek temsilcilerini danışma kuruluna dahil ederek olası direnci azaltmaktadır.

Örnek 3

Yönetim, çalışanların asgari performansla yetinmesini önlemek için yeni kurallar koymuş; ancak çalışanlar bu kurallara da yalnızca asgari düzeyde uyarak tepki vermiş, bu da yönetimi daha fazla kural koymaya yöneltmiştir.

Örnek 4

Başlangıçta üyelerinin geniş katılımıyla yönetilen bir örgüt, büyüyüp kurumsallaştıkça karar alma yetkisinin giderek dar bir yönetici grubunun elinde toplandığı bir yapıya dönüşmüştür.

4Sık yapılan hatalar

Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.

5Sınavda nasıl soruluyor

Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.

6Kısa tekrar

Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.