Ekonomi masası
Değişkenleri ve aralarındaki ilişkiyi grafiğe dökerek düşün.
6 bölüm · ~9 dk · 7 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Osmanlı Devleti'nin dış ilişkileri, klasik dönemde Batılı devletlerden farklı bir mantıkla, "geçici sefaret" usulüne dayalı olarak yürütülmüştür. 17. yüzyıl sonundan itibaren yaşanan askeri gerilemeyle birlikte Osmanlı, Avrupa diplomasisiyle daha yakından ilgilenmek zorunda kalmış; Tanzimat'la birlikte modern anlamda bir dışişleri örgütlenmesine (Hariciye Nezareti) geçilmiştir. 19. yüzyılda Osmanlı'nın Avrupa'daki toprak varlığının akıbeti etrafında şekillenen "Şark Meselesi", dönemin en temel dış politika gündemidir; Osmanlı bu süreçte çoğu zaman özne değil, büyük güçlerin denge hesaplarına bağımlı bir nesne konumunda kalmıştır. KPSS'de bu konu; klasik dönem diplomasi kurumları, kapitülasyonların gelişimi, ilk daimi elçilikler, Tanzimat sonrası kurumsallaşma ve Şark Meselesi'nin evreleri (Küçük Kaynarca, 93 Harbi, Ayastefanos, Berlin) üzerinden sorulur.
2Temel kavramlar/kronoloji
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Klasik dönem diplomasisi
Osmanlı Devleti, kendisini İslam dünyasının ve bulunduğu coğrafyanın hâkim gücü olarak gördüğünden, uzun süre Avrupa devletleriyle karşılıklı sürekli (daimi) temsil ilişkisine girmemiştir. Dış yazışmalar ve elçilik faaliyetleri, Divan-ı Hümayun'a bağlı Reisülküttablık (Amedi Kalemi) eliyle yürütülmüş; yabancı devletlere gerektiğinde geçici sefaretler (belirli bir görev için gönderilen, işi bitince dönen elçiler) gönderilmiştir.
Kapitülasyonlar: Osmanlı'nın yabancı devlet tüccarlarına tek taraflı olarak tanıdığı ticari ve hukuki ayrıcalıklardır. İlk kapitülasyon, 1535'te Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransa'ya tanınmıştır. Başlangıçta Osmanlı'nın güçlü konumundan kaynaklanan bir lütuf niteliğindeyken, Osmanlı zayıfladıkça bu ayrıcalıklar birer taviz ve egemenlik kısıtlaması hâline gelmiştir.
Karlofça Antlaşması (1699): Osmanlı'nın Avrupalı devletlere karşı ilk kez büyük ölçekli toprak kaybederek imzaladığı antlaşmadır; Osmanlı'nın askeri ve siyasi gerileme sürecinin başlangıcı sayılır.
Lale Devri ve Batı'yı tanıma çabaları (1718 sonrası): Pasarofça Antlaşması'nın ardından, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa döneminde Avrupa'yı yakından tanımak amacıyla geçici sefaretler artırılmıştır. Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin 1721'de Fransa'ya gönderilmesi ve izlenimlerini bir sefaretname ile aktarması bu dönemin simge olayıdır.
Küçük Kaynarca Antlaşması (1774): Osmanlı-Rus savaşının sonunda imzalanmıştır. Rusya'ya, Osmanlı topraklarındaki Ortodoks tebaayı koruma (dinî himaye) hakkı tanınması, Rusya'ya Osmanlı iç işlerine müdahale için sürekli bir bahane sağlamış ve Şark Meselesi'nin fitilini ateşleyen gelişmelerden biri olmuştur; Kırım da bu antlaşmayla fiilen Rus nüfuzuna girmiştir.
İlk daimi elçilik (1793): Osmanlı Devleti, Batılı devletlerin aksine daimi elçilik açmakta gecikmiştir. III. Selim döneminde, 1793'te Londra'ya Yusuf Agah Efendi ilk daimi büyükelçi olarak gönderilmiş; kısa süre içinde Paris, Viyana ve Berlin'de de daimi elçilikler açılmıştır.
Tanzimat sonrası kurumsallaşma
Hariciye Nezareti (1836): Reisülküttablık makamının yerini alan, dış işlerini modern bir bakanlık biçiminde örgütleyen kurumdur. Tanzimat Fermanı (1839) sonrasında Osmanlı, Avrupa devletler hukukuna uyum sağlayarak Avrupa'nın desteğini ve güvencesini kazanma yoluyla toprak bütünlüğünü koruma stratejisine yönelmiştir.
Paris Antlaşması (1856): Kırım Savaşı'nın ardından imzalanmış, Osmanlı Devleti resmen "Avrupa Concert'i" (Avrupa Devletler Hukuku Camiası)'na dahil edilmiştir. Bu, Osmanlı'nın toprak bütünlüğünün büyük güçlerce garanti altına alındığı anlamına gelse de, Osmanlı'yı yine bu güçlerin onayına bağımlı kılan bir sonuç doğurmuştur.
Şark Meselesi
"Şark Meselesi" (Eastern Question), Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki toprak varlığının paylaşılması ya da mevcudiyetinin sürdürülmesi konusunda büyük Avrupa devletleri arasındaki rekabeti ve denge arayışını ifade eder. Osmanlı, bu süreçte büyük güçleri birbirine karşı kullanarak ("denge politikası") toprak bütünlüğünü korumaya çalışmıştır (örneğin Kırım Savaşı'nda İngiltere ve Fransa'nın desteğini alarak Rusya'yı dengelemesi gibi).
93 Harbi (1877-1878) sonrasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması, Osmanlı'yı ağır biçimde küçültmüş; büyük güçlerin (özellikle İngiltere ve Avusturya-Macaristan'ın) itirazı üzerine Berlin Kongresi toplanarak Berlin Antlaşması (1878) ile revize edilmiştir. Bu antlaşmayla Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığı tanınmış, Bulgaristan küçültülerek özerk bir prenslik hâline getirilmiştir. Aynı dönemde Kıbrıs, ayrı bir sözleşmeyle (Kıbrıs Sözleşmesi) İngiltere'nin yönetimine bırakılmıştır.
Düyun-u Umumiye İdaresi (1881): Osmanlı'nın ağır dış borçlarını yönetmek üzere alacaklı devletlerin temsilcilerinden kurulan bu idare, Osmanlı'nın mali bağımsızlığını sınırlandırarak büyük güçlerin iç işlerine müdahalesini kolaylaştırmış, "hasta adam" imajını pekiştirmiştir.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Osmanlı Devleti'nin klasik dönemde Batılı devletlerin aksine uzun süre daimi elçilik kurmamasının temel nedeni nedir?
Küçük Kaynarca Antlaşması'nın Şark Meselesi'nin başlangıcı sayılmasının gerekçesi nedir?
1856 Paris Antlaşması'nın Osmanlı dış politikası açısından çelişkili yönü nedir?
Berlin Kongresi'nin (1878) toplanma nedeni nedir?
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.