Zaman yolculuğu
Olayları sıraya diz, nedenini ve sonucunu birlikte hatırla.
6 bölüm · ~9 dk · 7 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Erken çocukluk eğitimi, doğumdan ilköğretime başlangıca kadar (genellikle 0-6/8 yaş) uzanan dönemde çocuğun bedensel, bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve öz bakım becerilerini bütüncül biçimde desteklemeyi amaçlayan sistemli eğitim sürecidir. Bu dönemin eğitim açısından ayrıcalıklı görülmesinin temel nedeni, beynin bu yıllarda gösterdiği olağanüstü nöral gelişim hızı ve kritik/duyarlı dönemlerin bu evrede yoğunlaşmasıdır. ÖABT Okul Öncesi Öğretmenliği alanında bu konu, hem Batı'daki düşünce ve uygulama tarihini (Comenius'tan Froebel'e, Pestalozzi'den Montessori'ye) hem de Türkiye'deki kurumsallaşma sürecini (Osmanlı'daki ilk uygulamalardan Cumhuriyet dönemi mevzuatına) kapsayan, isim-katkı ve tarih-olay eşleştirmelerine dayalı sorularla sıkça karşımıza çıkar.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Erken çocukluk eğitiminin tanımı ve önemi
Erken çocukluk eğitimi, çocuğun genetik potansiyelini en üst düzeyde gerçekleştirebilmesi için uyarıcı, güvenli ve gelişime uygun bir çevre sunmayı hedefler. Bu dönemde edinilen deneyimler, ilerideki öğrenme, davranış ve sağlık çıktılarının temelini oluşturduğundan, erken çocukluk eğitimine yapılan yatırımın toplumsal getirisinin (özellikle dezavantajlı çocuklar için) diğer eğitim kademelerine kıyasla daha yüksek olduğu kabul edilir. Nöro-gelişimsel araştırmalar, beyindeki sinaptik yoğunlaşmanın (synaptogenesis) ilk yıllarda doruğa çıktığını, ardından kullanılmayan bağlantıların budandığını (synaptic pruning) göstermektedir; bu da erken uyaranların önemini destekler.
Dünyada erken çocukluk eğitiminin öncüleri
Jan Amos Comenius, 17. yüzyılda Orbis Sensualium Pictus adlı resimli ders kitabıyla duyulara dayalı, somuttan soyuta öğretim ilkesini benimseyen ilk eğitimcilerden biri kabul edilir. Jean-Jacques Rousseau, Emile adlı eserinde çocuğun doğuştan iyi olduğunu, eğitimin çocuğun doğal gelişimine (doğa eğitimi) uygun ve baskısız olması gerektiğini savunarak çocuk merkezli eğitim anlayışının felsefi temelini atmıştır. Johann Heinrich Pestalozzi, Rousseau'nun fikirlerini uygulamaya dönüştürerek sevgi dolu bir ortamda, somut nesnelerle öğrenmeyi (nesnel öğretim) ve ailenin eğitimdeki rolünü vurgulamıştır. Friedrich Fröbel, 1837'de Almanya'da ilk kindergarten (çocuk bahçesi)'i kurarak okul öncesi eğitimi kurumsallaştıran isim olmuştur; oyunu çocuğun en doğal öğrenme yolu sayan Fröbel, geliştirdiği "armağanlar" (gifts) ve "meşguliyetler" (occupations) adı verilen yapılandırılmış materyallerle çocuğun soyut kavramları (biçim, sayı, ilişki) somut nesneler aracılığıyla keşfetmesini amaçlamıştır. İngiltere'de Robert Owen, fabrika işçilerinin çocukları için kurduğu "infant school" ile erken çocukluk eğitiminin sosyal/işlevsel boyutuna (çalışan ailelerin çocuklarına bakım ve eğitim) öncülük etmiştir. 20. yüzyıl başında Margaret McMillan, İngiltere'de açık hava, sağlık ve hijyeni önceleyen "nursery school" uygulamasını başlatmış; Maria Montessori ise İtalya'da Roma'nın yoksul mahallelerinde kurduğu "Casa dei Bambini" (Çocuklar Evi)'nde, hazırlanmış çevre ve duyu materyalleriyle çocuğun kendi kendine öğrenmesini destekleyen yaklaşımını geliştirmiştir. John Dewey'in ilerlemeci eğitim felsefesi ise "yaparak yaşayarak öğrenme" ilkesiyle erken çocukluk eğitim programlarının etkinlik temelli yapısına kaynaklık etmiştir.
Türkiye'de erken çocukluk eğitiminin tarihsel gelişimi
Osmanlı Devleti'nde ilk resmî anaokulu düzenlemesi, 1913 tarihli Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-ı Muvakkati ile gündeme gelmiş, 1915 yılında İstanbul'da ilk "Ana Mektebi" açılmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra okul öncesi eğitim, genel eğitim mevzuatı içinde yer almış; 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu (1973), okul öncesi eğitimi Türk millî eğitim sisteminin bir kademesi olarak tanımlamış ve amaçlarını (bedensel, zihinsel, duygusal gelişimi desteklemek, Türkçeyi doğru ve güzel kullanmayı sağlamak, ilköğretime hazırlamak, ailelere rehberlik etmek vb.) belirlemiştir. Okul öncesi eğitim Türkiye'de zorunlu değildir; ancak Millî Eğitim Bakanlığı, kapsamı genişletmek amacıyla farklı dönemlerde okul öncesi eğitim programlarını güncellemiştir (2006 ve 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı gibi). Bu programlarda bütüncül gelişimsel yaklaşım, oyun temelli öğrenme, aile katılımı ve bireysel farklılıklara duyarlılık temel ilkeler olarak öne çıkar.
Erken çocukluk eğitiminin temel ilkeleri
Güncel erken çocukluk eğitimi anlayışı; gelişimsel açıdan uygun uygulamalar (developmentally appropriate practice - DAP), çocuğun bütüncül gelişiminin desteklenmesi, oyunun birincil öğrenme aracı olarak kabul edilmesi, aile ve toplum katılımının sürece dâhil edilmesi ve bireysel farklılıklara duyarlı, esnek bir program anlayışını temel alır.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Almanya'da 1837 yılında ilk "kindergarten"i kurarak okul öncesi eğitimi kurumsallaştıran, oyunu çocuğun en doğal öğrenme biçimi sayan ve bu amaçla yapılandırılmış "armağanlar" geliştiren eğitimci kimdir?
Roma'nın yoksul semtlerinde kurduğu "Casa dei Bambini"de, çocuğun hazırlanmış bir çevre içinde duyu materyalleriyle kendi kendine öğrenmesini esas alan eğitimci kimdir?
Türk millî eğitim sisteminde okul öncesi eğitimin bir eğitim kademesi olarak tanımlandığı, amaç ve ilkelerinin belirlendiği temel yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Çocuğun doğuştan iyi olduğunu, eğitimin çocuğun doğal gelişim sürecine uygun ve baskısız olması gerektiğini savunarak çocuk merkezli eğitim anlayışının felsefi temelini oluşturan düşünür kimdir?
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.