Harita masası
Her bilgiyi haritada bir yere, bir nedene bağla.
6 bölüm · ~11 dk · 7 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Çevre ve doğal afetler konusu, ÖABT Coğrafya Öğretmenliği sınavında hem fiziki coğrafyanın yer şekillendirici süreçleriyle hem de insan-çevre etkileşiminin güncel sorunlarıyla bağlantılı, disiplinler arası bir başlıktır. Bu konu iki ana eksende ele alınır: (1) doğal afetler (deprem, sel/taşkın, heyelan gibi jeolojik ve meteorolojik kökenli olaylar) ve (2) çevre sorunları (küresel ısınma, ozon tabakasının incelmesi, asit yağmurları, çölleşme gibi insan kaynaklı veya insan etkisiyle hızlanan süreçler). Doğal afetlerin ortak özelliği, yer kabuğunun iç kuvvetleri (tektonizma, volkanizma) veya dış kuvvetleri (akarsu, yağış, yer çekimi) ile insan yerleşimlerinin kesiştiği noktalarda can ve mal kaybına yol açmalarıdır; bu nedenle bir olayın "afet" sayılabilmesi için insan yaşamını veya yapılarını etkilemesi gerekir, aksi hâlde sadece bir doğa olayıdır. Çevre sorunları ise büyük ölçüde sanayileşme, fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma ve nüfus artışı gibi insan etkinliklerinin atmosfer-hidrosfer-biyosfer dengesini bozmasıyla ortaya çıkar. ÖABT'de bu konu; afetlerin oluşum mekanizmalarının kavranması, Türkiye'nin afet risklerinin (özellikle deprem kuşakları) bilinmesi ve çevre sorunlarının nedensonuç zincirlerinin (sera gazı artışı → küresel ısınma → buzul erimesi → deniz seviyesi yükselmesi gibi) kurulabilmesi üzerinden sorgulanır.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Deprem
Deprem, yer kabuğundaki kayaçların biriken enerjiyi ani bir kırılmayla boşaltması sonucu oluşan sarsıntıdır. Depremin kaynaklandığı yer kabuğu içindeki noktaya iç merkez (odak/fokus), bu noktanın yeryüzündeki dik izdüşümüne ise dış merkez (episantr) denir. Deprem şiddetini ölçmede iki farklı yaklaşım kullanılır: büyüklük (magnitüd), sismograf kayıtlarına dayanarak açığa çıkan enerjiyi Richter gibi ölçeklerle sayısal olarak ifade ederken; şiddet, depremin yeryüzünde ve yapılarda yarattığı hasarı (Mercalli ölçeği gibi) yere göre değişen biçimde tanımlar; bu nedenle bir depremin büyüklüğü tektir fakat şiddeti, dış merkeze uzaklık ve zemin yapısına göre yerden yere değişir. Türkiye, Alp-Himalaya kıvrım kuşağı üzerinde yer aldığından levha sınırlarına yakın, aktif fay hatlarıyla örülü bir ülkedir; Kuzey Anadolu Fay Hattı (Karlıova'dan Saros Körfezi'ne, yırtılma/transform fay niteliğinde) ve Doğu Anadolu Fay Hattı (Karlıova'dan Kahramanmaraş'a) ülkenin en etkili ve yıkıcı deprem kuşaklarıdır; bunlara ek olarak Batı Anadolu'daki graben (çöküntü) sistemleri de normal faylanma kaynaklı depremlere sahne olur.
Sel (taşkın) ve heyelan
Sel (taşkın), bir akarsuyun yatağına sığmayacak kadar fazla su taşıması sonucu çevresindeki alçak alanları su altında bırakmasıdır; ani ve kısa süreli şiddetli yağışlar, kar erimesi, bitki örtüsünün tahribi, yanlış arazi kullanımı (dere yataklarına yapılaşma) ve akarsu yatağının daraltılması sel riskini artıran başlıca etkenlerdir. Heyelan (toprak kayması), bir yamaçtaki toprak, kaya veya döküntü kütlesinin yer çekimi etkisiyle eğim aşağı yönde kayması ya da devrilmesidir; eğimin fazla olması, kayaçların gevşek/geçirimsiz katmanlar içermesi, aşırı yağış sonrası zeminin su ile doygunlaşması, bitki örtüsünün olmaması ve yamaç eteklerinde yapılan kazılar heyelan riskini artırır. Her iki afet türü de insan etkinlikleriyle (ormansızlaşma, yanlış arazi kullanımı, plansız yapılaşma) doğrudan ilişkilidir; bu nedenle sel ve heyelan, tümüyle doğal değil, insan-doğa etkileşiminin şiddetlendirdiği afetler olarak değerlendirilir.
Çevre sorunları
Küresel ısınma, atmosferdeki sera gazlarının (karbon dioksit, metan, azot oksit gibi) fosil yakıt kullanımı ve ormansızlaşma nedeniyle artması sonucu, Güneş'ten gelen kısa dalga boylu ışınların yeryüzünce emilip uzun dalga boylu ısı ışınları olarak geri verilmesinin atmosferde daha fazla tutulmasıyla ortaya çıkan küresel sıcaklık artışıdır. Sonuçları arasında kutup buzullarının ve dağ buzullarının erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, iklim kuşaklarının yer değiştirmesi ve aşırı hava olaylarının (kuraklık, sel) sıklaşması sayılabilir. Ozon tabakasının incelmesi, başta klorofluorokarbonlar (CFC) olmak üzere insan yapımı bazı gazların stratosferdeki ozon (O3) moleküllerini parçalaması sonucu oluşur; bu olay küresel ısınmadan farklı bir süreçtir ve temel sonucu, Güneş'ten gelen zararlı ultraviyole (UV) ışınlarının yeryüzüne daha fazla ulaşmasıdır. Asit yağmurları, sanayi ve taşıt egzozlarından çıkan kükürt dioksit ile azot oksitlerin atmosferde su buharıyla birleşip asidik bileşikler oluşturmasıyla meydana gelir ve toprak-su kaynaklarını, ormanları ve tarihi eserleri olumsuz etkiler. Çölleşme, kurak ve yarı kurak alanlarda aşırı otlatma, bilinçsiz sulama ve bitki örtüsü tahribi gibi insan etkinlikleriyle toprağın verimini kaybederek çöl benzeri niteliğe dönüşmesidir.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
İki farklı yerleşim yerinde aynı büyüklükte deprem hissedilmesine rağmen bir yerleşimde çok daha ağır hasar oluşmuştur. Bu durum nasıl açıklanır?
Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde meydana gelen bir depremin Türkiye deprem haritasındaki önemi nedir?
Bir dağlık bölgede aşırı yağış sonrası bitki örtüsünden yoksun bir yamaçta büyük bir toprak kütlesinin aşağı doğru kaymasıyla yol ve evler zarar görmüştür. Bu olay hangi afet türüne örnektir ve hangi etkenler bu olayı hazırlamıştır?
Atmosferdeki karbon dioksit oranının artması ile stratosferdeki ozon tabakasının incelmesi neden aynı çevre sorunu olarak değerlendirilemez?
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.