puanlabs

ÖABT Tarih Orta Çağ Avrupa Tarihi konu anlatımı

Alan Bilgisi · sınavda ortalama 2 soru çıkıyor

Zaman yolculuğu

Olayları sıraya diz, nedenini ve sonucunu birlikte hatırla.

6 bölüm · ~11 dk · 7 etkileşim

Hadi başlayalım! Bu konu 6 bölüm, yaklaşık 11 dakika. Arada sana küçük sorular soracağım.

1Konu özeti

İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.

Orta Çağ Avrupa tarihi, genel kabul gören dönemlendirmeye göre Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkıldığı MS 476 yılından İstanbul’un fethedildiği 1453 yılına kadar süren yaklaşık bin yıllık dönemi kapsar. Bu dönem, Roma’nın merkezî yapısının çözülmesinin ardından Avrupa’da ortaya çıkan feodal (derebeylik) düzeni, Katolik Kilisesi’nin siyasi ve toplumsal hayattaki belirleyici konumu, Haçlı Seferleri gibi büyük çaplı askerî-dinî hareketler ve Rönesans’a zemin hazırlayan gelişmelerle şekillenmiştir. ÖABT Tarih sınavında bu dönem; feodalitenin kurumsal yapısı, Haçlı Seferlerinin sebep ve sonuçları ile Rönesans öncesi değişimlerin (matbaa, coğrafi keşifler, İstanbul’un fethi) Avrupa’yı Yeni Çağ’a taşıyan zincirleme etkisi üzerinden sıkça sorulur.

2Temel kavramlar

Önemli yerleri altını çizer gibi oku.

Kavimler Göçü ve Orta Çağ’ın başlangıcı

Orta Asya’dan batıya doğru hareket eden Türk kökenli Hunların baskısıyla 375 yılında başladığı kabul edilen Kavimler Göçü, Germen kökenli toplulukların (Gotlar, Vandallar, Franklar, Angllar, Saksonlar gibi) Roma sınırlarını aşarak Avrupa içlerine yayılmasına yol açmıştır. Bu göç dalgası, zaten iç karışıklıklarla zayıflamış olan Batı Roma İmparatorluğu’nun MS 476’da Germen kumandanı Odoaker tarafından son bulmasına neden olmuş, bu tarih Avrupa’da Orta Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Roma’nın merkezi otoritesinin ortadan kalkması, Avrupa’da güvenliğin yerel güçler eliyle sağlanmaya çalışıldığı yeni bir siyasi-sosyal düzenin, yani feodalitenin doğmasına zemin hazırlamıştır.

Feodalite (derebeylik) düzeni

Feodalite, toprak mülkiyeti ile siyasi ve askerî yükümlülüklerin iç içe geçtiği bir sistemdir. Bu düzende toprakların büyük bölümü kral tarafından, kendisine askerî hizmet ve sadakat sözü veren soylulara (senyörlere) bağışlanır; senyörler de topraklarının bir kısmını kendilerine bağlı daha küçük soylulara (vasallara) dağıtırdı. Bu ilişki, karşılıklı hak ve yükümlülüklere dayanan senyör-vasal bağı üzerine kuruluydu: senyör vasalına toprak (fief) ve koruma sağlarken, vasal da senyörüne askerî hizmet ve bağlılık borçluydu. Toprağı fiilen işleyen ve üretimi gerçekleştiren serfler ise hukuken özgür olmayan, toprağa bağlı köylülerdi; efendilerinin topraklarında çalışmak ve ürünlerinin bir kısmını vermek zorundaydılar, topraktan ayrılma hakları yoktu. Feodal düzenin merkezinde, savunma ve yönetim işlevi gören şatolar bulunurdu. Bu dönemde şehirlerde ise zanaatkârların ve tüccarların bir araya gelerek kurdukları lonca teşkilatları, üretim standartlarını ve fiyatları denetleyen ekonomik birlikler olarak önem kazanmıştır. Feodal düzende siyasi güç parçalanmış durumdaydı; krallar çoğu zaman güçlü senyörler karşısında sınırlı bir otoriteye sahipti.

Katolik Kilisesi’nin toplumsal ve siyasi otoritesi

Orta Çağ Avrupası’nda Katolik Kilisesi, yalnızca dinî değil aynı zamanda siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan da en güçlü kurumdu. Papa, birçok kral ve imparatordan üstün bir otorite olarak görülür, aforoz (dinden çıkarma) yetkisiyle krallar üzerinde baskı kurabilirdi. Eğitim, büyük ölçüde kilisenin denetimindeki manastır ve katedral okullarında sürdürülüyor, düşünce hayatına “skolastik düşünce” egemen olup akıl, kilisenin öğretileriyle uyumlu olduğu ölçüde değerli sayılıyordu. Bu dönemde bilimsel araştırmalar büyük ölçüde teolojinin sınırları içinde kalmış, Kilise’nin dünya görüşüne aykırı görüşler baskılanmıştır.

Haçlı Seferleri (1096-1272)

Haçlı Seferleri, Batı Avrupalı Hristiyanların, kutsal kabul ettikleri Kudüs ve çevresini Müslümanların elinden almak amacıyla düzenledikleri, yaklaşık iki yüzyıla yayılan ve sekiz büyük sefer olarak sınıflandırılan askerî-dinî harekâtlardır. Seferlerin başlamasında birden fazla sebep etkili olmuştur: Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Anadolu’da hızla ilerleyen Selçuklu Türklerinin baskısı karşısında Bizans İmparatoru’nun Papa’dan yardım istemesi, Avrupa’da artan nüfusun yeni toprak arayışı, İtalyan liman şehirlerinin (Venedik, Cenova, Pisa) Doğu ticaretinden pay alma isteği, feodal düzende toprak sahibi olamayan küçük soyluların yeni topraklar ve zenginlik arayışı ile Katolik Kilisesi’nin dinî otoritesini pekiştirme ve Doğu Hristiyanlarını da kendi çatısı altında toplama amacı bu sebepler arasında sayılabilir. 1096 yılında Papa II. Urban’ın çağrısıyla başlayan Birinci Haçlı Seferi sonucunda Kudüs ele geçirilmiş ve bölgede kısa ömürlü Haçlı kontlukları kurulmuştur; ancak sonraki seferlerin büyük bölümü Müslüman güçler (Selahaddin Eyyubi gibi komutanlar) karşısında beklenen başarıyı sağlayamamıştır.

Haçlı Seferlerinin Avrupa üzerindeki sonuçları, dönemin dönüşümünü anlamak açısından büyük önem taşır. Doğu ile Batı arasındaki ticaret canlanmış, İtalyan şehir devletleri bu ticaretten büyük kâr elde ederek zenginleşmiştir. Seferlere katılan büyük derebeyler topraklarından uzun süre uzak kalmış, birçoğu savaşlarda can veya asker kaybederek zayıflamış; bu durum, kralların feodal beyler karşısında güç kazanmasına ve Avrupa’da merkezi krallıkların güçlenme sürecine katkı sağlamıştır. Doğu’daki gelişmiş İslam ve Bizans kültürüyle temas eden Avrupalılar, matematik, tıp, coğrafya ve mimari alanlarında yeni bilgilerle tanışmış; kâğıt, pusula gibi buluşlar ve çeşitli tarım ürünleri Avrupa’ya taşınmıştır. Bütün bu etkileşim, Avrupa’da skolastik düşüncenin sorgulanmaya başlamasına ve nihayetinde Rönesans hareketinin doğmasına zemin hazırlayan önemli bir etken olmuştur.

Rönesans ve Reform öncesi gelişmeler

Orta Çağ’ın sonlarına doğru Avrupa’yı Yeni Çağ’a taşıyan birçok gelişme yaşanmıştır. Almanya’da Johannes Gutenberg’in 15. yüzyılın ortalarında (1450 civarı) hareketli harflerle basım tekniğini geliştirmesi, bilginin ucuz ve hızlı biçimde çoğaltılıp yayılmasını sağlamış, bu da hem Rönesans hem de sonraki Reform hareketlerinin fikirlerinin geniş kitlelere ulaşmasında belirleyici olmuştur. 1453 yılında Osmanlı Padişahı II. Mehmed’in İstanbul’u fethetmesiyle, şehirdeki birçok Bizanslı bilgin ve sanatçı beraberlerinde eski Yunan ve Roma’ya ait eserleri de alarak İtalya’ya göç etmiş; bu durum İtalya’da klasik kaynaklara duyulan ilgiyi artırarak Rönesans’ın güçlenmesine katkı sağlamıştır. Yine bu dönemde başlayan Coğrafi Keşifler (1492’de Kristof Kolomb’un Amerika kıtasına ulaşması gibi), Avrupa’ya yeni zenginlik kaynakları taşımış, ticaret burjuvazisinin güçlenmesine ve feodal düzenin daha da zayıflamasına yol açmıştır. Kilise’nin endüljans (günah çıkarma belgesi) satışı gibi uygulamalarına yönelik artan eleştiriler ise, Orta Çağ’ın kapanışının hemen ardından 1517’de Martin Luther’in öncülüğünde başlayacak olan Reform hareketinin zeminini oluşturmuştur.

3Çözümlü örnekler

Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.

Örnek 1

Avrupa’da Orta Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilen MS 476 tarihinde yaşanan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Örnek 2

Feodal düzende senyör ile vasal arasındaki ilişkinin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Örnek 3

Haçlı Seferlerinin başlamasında Bizans İmparatoru’nun Papa’dan yardım istemesine yol açan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Örnek 4

Haçlı Seferlerinin sonucunda Avrupa’da merkezi krallıkların güçlenmesi hangi gelişmeyle doğrudan ilişkilidir?

4Sık yapılan hatalar

Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.

5Sınavda nasıl soruluyor

Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.

6Kısa tekrar

Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.