Zaman yolculuğu
Olayları sıraya diz, nedenini ve sonucunu birlikte hatırla.
6 bölüm · ~12 dk · 8 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Osmanlı kültür ve medeniyeti başlığı, devletin altı asır boyunca ayakta kalmasını sağlayan kurumsal yapıyı; yönetim ve devlet teşkilatını, toprak ve tımar sistemini, ordu teşkilatını (özellikle Yeniçeri Ocağı ve kapıkulu sistemini), eğitim kurumlarını (medrese ve dışındaki öğretim yapıları) ile sanat ve mimari birikimini kapsar. ÖABT Tarih'te bu konu, siyasi tarih kadar yoğun soru alan bir alandır; çünkü Osmanlı'nın klasik dönem kurumları birbirleriyle sıkı bir ilişki içindedir: tımar sistemi hem taşra yönetiminin hem de ordunun (tımarlı sipahi) temelini oluşturur; devşirme sistemi hem Yeniçeri Ocağı'nı hem de bürokrasiyi besler. Bu nedenle ÖSYM, kurumlar arasındaki işlevsel bağlantıları ve her kurumun kendine özgü işleyiş kurallarını ayrı ayrı ve karşılaştırmalı biçimde sorgulamayı tercih eder.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Devlet teşkilatı
Osmanlı Devleti'nde egemenlik, kul sistemine dayalı merkezi bir yapı üzerinden padişahta toplanmıştır. Divan-ı Hümayun, devletin en yüksek yönetim ve yargı organı olup başlangıçta bizzat padişah tarafından yönetilirken Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren sadrazam başkanlığında toplanmaya başlamış, padişah gerektiğinde kafes arkasından (kafes usulü ile ilişkilendirilmemelidir, bu ayrı bir konudur) divanı izleyebilir hâle gelmiştir. Divan üyeleri arasında sadrazam, kazasker (adli işler ve ilmiye teşkilatının başı), defterdar (mali işler) ve nişancı (kanunların yazımı, tuğra çekimi, dış yazışmalar) yer alır. Taşra teşkilatında devlet; eyalet-sancak-kaza şeklinde hiyerarşik olarak örgütlenmiş, eyaletler salyaneli (has, tımarlı sisteme dâhil olmayan, doğrudan hazineye gelir aktaran) ve salyanesiz (tımar sistemine dâhil, dirlik usulüyle yönetilen) eyaletler olarak ikiye ayrılmıştır. Kanun-ı Kadim ve örfî hukuk, şer'î hukukun yanında padişahın koyduğu ve değiştirdiği kurallar bütünüdür; bu ikili hukuk yapısı (şer'î-örfî) Osmanlı hukuk sisteminin temel özelliğidir.
Toprak ve tımar sistemi
Osmanlı'da toprak, temelde devletin mülkiyetinde (miri arazi) sayılırdı; kullanım hakkı köylüye (reayaya) bırakılırdı. Miri arazi dışında mülk arazi (özel mülkiyete konu olabilen, vakıf ve has bahçeler gibi) ve vakıf arazi (gelirleri hayır kurumlarına tahsis edilen) de bulunurdu. Tımar sistemi, devlet gelirlerinin (öşür, resm-i çift gibi vergilerin) belirli bölgelerdeki tahsilat hakkının, hizmet karşılığında sipahilere (tımarlı sipahi) bırakılması esasına dayanır; sipahiler bu gelirle kendilerini ve gelirin büyüklüğüne göre belirli sayıda atlı asker (cebelü) yetiştirip savaşa hazır tutmakla yükümlüydü. Gelir miktarına göre dirlikler üçe ayrılır: has (yıllık geliri 100.000 akçenin üzerinde, padişah/hanedan mensupları ve yüksek rütbeli devlet adamlarına verilen), zeamet (20.000-100.000 akçe arası, orta rütbeli görevlilere verilen) ve tımar (3.000-20.000 akçe arası, sipahilere verilen). Bu sistem devlete; düzenli vergi toplama, taşrada asker beslemeye gerek kalmadan güçlü bir süvari ordusu bulundurma ve toprağın sürekli işlenmesini sağlama gibi çok yönlü faydalar sağlamıştır. Tımar sisteminin bozulması, 16. yüzyıl sonlarından itibaren dirliklerin ehil olmayan kişilere (iltizam yoluyla) verilmesi, nüfus artışı ve ateşli silahların öneminin artmasıyla süvari gücünün önemini yitirmesi sonucunda gerçekleşmiş; bu durum hem taşra asayişini (Celali İsyanları) hem de merkezi hazineyi olumsuz etkilemiştir.
Ordu teşkilatı ve Yeniçeri Ocağı
Osmanlı ordusu, kapıkulu askerleri (merkezde, doğrudan padişaha bağlı, maaşlı ve devşirme kökenli askerler) ile eyalet askerleri (tımarlı sipahiler ve yardımcı kuvvetler) olmak üzere iki ana koldan oluşurdu. Yeniçeri Ocağı, I. Murad döneminde kurulmuş, kapıkulu piyadesinin en önemli ve en disiplinli birliğidir; üyeleri devşirme sistemi yoluyla, Balkanlardaki Hristiyan tebaanın çocuklarından belirli bir usulle (pençik kanunu, savaş esirlerinin/devşirilenlerin beşte birinin devlete ait olması ilkesi) toplanır, acemi ocağında eğitilir, Türk aile yanında Türkçe ve İslam terbiyesi aldıktan sonra Yeniçeri Ocağı'na kaydedilirdi. Yeniçeriler evlenemez, ticaretle uğraşamaz, kışlada yaşamak zorundaydı; bu kurallar 17. yüzyıldan itibaren bozulmaya başlamış, yeniçeriler evlenip esnaflık yapmaya, ocağa kendi çocuklarını (yerli kulu) kaydettirmeye başlamış, bu da ocağın hem askerî niteliğini kaybetmesine hem de sık sık isyan çıkarmasına (III. Selim'e karşı Kabakçı Mustafa İsyanı gibi) yol açmıştır. Bu bozulma nihayetinde II. Mahmud'un 1826'da Vaka-i Hayriye ile Yeniçeri Ocağı'nı kaldırıp yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye'yi kurmasıyla sonuçlanmıştır. Kapıkulu süvarileri arasında ise sipahi, silahtar, sağ ve sol ulufeciler, sağ ve sol garipler ("altı bölük halkı") yer alırdı.
Eğitim ve medrese teşkilatı
Osmanlı'da örgün eğitim, mahalle mekteplerinden (sıbyan mektepleri, temel okuma-yazma ve dinî bilgiler) başlayıp medreselere uzanan bir hiyerarşi içinde yürütülürdü. Medreseler; İslami ilimlerin (fıkıh, kelam, hadis) yanı sıra tıp, astronomi, matematik gibi pozitif bilimlerin de okutulduğu yükseköğretim kurumlarıdır ve devlet kadrolarına (kadılık, müderrislik, müftülük) eleman yetiştirirdi. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'da kurduğu Sahn-ı Seman Medreseleri, döneminin en yüksek seviyeli eğitim kurumlarıydı; Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen Süleymaniye Medreseleri ise tıp eğitimi için ayrı bölümler (Darüşşifa) içeren daha da gelişmiş bir yapıyı temsil eder. Medrese hiyerarşisinin tepesinde Süleymaniye ve ardından kurulan Dâru'l-Hadis medreseleri yer alırdı. Askerî-teknik eğitim veren kurum olarak Enderun Mektebi, Topkapı Sarayı içinde devşirme kökenli yetenekli gençlerin sarayda özel eğitim aldığı, devlete üst düzey bürokrat ve komutan yetiştiren seçkin bir okuldu. Medrese dışında tekke ve zaviyeler, tasavvufi eğitim ve halk eğitimi işlevi görürdü. 18. yüzyıldan itibaren klasik medrese sisteminin pozitif bilimlerdeki gerilemesi, Batı tarzı yeni okulların (mühendishaneler gibi) açılmasını gerekli kılmıştır.
Sanat ve mimari
Osmanlı mimarisi, klasik dönemde cami merkezli külliye anlayışıyla şekillenmiştir; bir külliye cami etrafında medrese, imaret (aşevi), hamam, sıbyan mektebi, kütüphane ve türbe gibi yapıları bir arada barındırırdı. Erken dönem eserlerinden Bursa Ulu Cami ve Yeşil Cami-Yeşil Türbe (Bursa), kuruluş dönemi mimarisinin önemli örnekleridir. Mimarlıkta klasik dönemin zirvesi, mimar Mimar Sinan'ın eserleriyle temsil edilir: İstanbul'daki Süleymaniye Camii (Kanuni adına, kendi ifadesiyle "kalfalık eseri") ve Edirne'deki Selimiye Camii (II. Selim adına, Sinan'ın kendi ifadesiyle "ustalık eseri" ve mimarlık tarihinin en önemli kubbeli yapılarından biri) bu alanın doruk noktalarıdır. Osmanlı süsleme sanatlarında çini (İznik çiniciliği), hat (kaligrafi), tezhip (süsleme sanatı), minyatür (Matrakçı Nasuh ve Levni gibi ustalarla) ve ebru öne çıkan dallardır. 18. yüzyılda Lale Devri ile birlikte Batı etkisiyle Barok ve Rokoko üsluplarının Osmanlı mimarisine (Nuruosmaniye Camii gibi) yansımaya başlaması, kültürel değişimin somut bir göstergesidir.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Osmanlı toprak sisteminde yıllık geliri 100.000 akçenin üzerinde olan ve genellikle padişah ile üst düzey devlet adamlarına tahsis edilen dirlik türü aşağıdakilerden hangisidir?
Yeniçeri Ocağı'nın 17. yüzyıldan itibaren bozulmaya başlamasının temel nedenlerinden biri olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?
Fatih Sultan Mehmed döneminde İstanbul'da kurulan ve döneminin en yüksek seviyeli eğitim kurumları olarak kabul edilen medrese topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?
Mimar Sinan'ın kendi ifadesiyle "ustalık eserim" dediği ve Edirne'de bulunan yapı aşağıdakilerden hangisidir?
Devşirme sistemiyle toplanan çocukların Yeniçeri Ocağı'na kaydedilmeden önce gönderildiği ve burada Türkçe ile İslam terbiyesi aldıkları eğitim aşaması aşağıdakilerden hangisidir?
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.