Dil atölyesi
Kuralı örnek cümlede yakala, sonra kendi cümlende kullan.
6 bölüm · ~18 dk · 23 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Anlam bilgisi, sözcüklerin taşıdığı anlam özelliklerini (sözcükte anlam) ve cümleler arasında kurulan anlam ilişkilerini (cümlede anlam) inceleyen bir alandır. Sözcükte anlam başlığı altında gerçek, mecaz, yan ve terim anlam ayrımı; eş anlamlılık, karşıt anlamlılık ve eş seslilik; genel-özel anlam ilişkisi; deyim ve atasözü farkı ele alınır. Cümlede anlam başlığı altında ise öznel-nesnel yargı ayrımı, doğrudan-dolaylı anlatım, koşul, neden-sonuç, amaç-sonuç, karşılaştırma, öncelik-sonralık, tanım ve olasılık/varsayım bildiren cümle türleri incelenir. ÖABT Türkçe’de bu konu, bir sözcüğün cümle içindeki kullanımına bakılarak hangi anlamda kullanıldığının belirlenmesini ve iki yargı arasındaki anlam ilişkisinin (özellikle biçimce benzeyen “için” gibi yapılarla kurulan neden-sonuç/amaç-sonuç ayrımının) doğru sınıflandırılmasını ölçen sorularla sıkça karşımıza çıkar.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Sözcükte anlam
Gerçek (temel) anlam
Bir sözcüğün ilk akla gelen, sözlükteki asıl anlamıdır.
Cümlede anlam
Öznel yargı
Konuşanın kişisel duygu, beğeni ya da yorumunu yansıtan, doğruluğu tartışmaya açık yargıdır (“Bu roman çok etkileyiciydi.”).
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Örnek 1: “Bu dağın eteklerinde küçük bir köy vardı.” cümlesindeki “etek” sözcüğünün anlam bakımından değerlendirilmesi. — “Etek” sözcüğünün asıl/gerçek anlamı giysi parçasıdır; ancak burada dağın alt kısmını karşılamak üzere, biçim benzerliğiyle kazanılmış ve zamanla kalıcı hâle gelmiş bir anlamda kullanılmıştır. Bu, anlık bir benzetme olmadığı, sözlükte ayrı bir madde olarak yer aldığı için mecaz değil, yan anlam örneğidir.
Örnek 2: “Yüzünde tuhaf bir ifade vardı.” ve “Nehirde yüzmeyi çok severdi.” cümlelerindeki “yüz” sözcüklerinin karşılaştırılması. — Birinci cümledeki “yüz” insan organını (çehre), ikinci cümledeki “yüzmeyi” ise suda hareket etme eylemini karşılar. Bu iki sözcük yazılış bakımından aynı olsa da köken ve anlam bakımından birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan ayrı sözcüklerdir; bu nedenle eş seslidir (sesteştir), eş anlamlı ya da aynı sözcüğün farklı anlamları değildir.
Örnek 3: “Hastalanmamak için sıcak giyinmeliyiz.” ve “Üşüdüğü için sıcak giyindi.” cümlelerindeki “için” ile kurulan yapıların karşılaştırılması. — Birinci cümlede “için”, henüz gerçekleşmemiş, ulaşılmak istenen bir amacı (hastalanmama) bildirdiği için amaç-sonuç ilişkisi kurar. İkinci cümlede ise “için”, zaten gerçekleşmiş bir durumun (üşüme) gerekçesini verdiği için neden-sonuç ilişkisi kurar. “İçin” sözcüğü biçimce aynı kalsa da bağlama göre farklı anlam ilişkileri kurabilir; ayrım, bildirilen durumun henüz gerçekleşmemiş bir istek mi yoksa zaten var olan bir gerekçe mi olduğuna bakılarak yapılır.
Örnek 4: “Bu roman, yazarın en başarılı eseridir.” ve “Roman, en az bir kahramanı ve olay örgüsü bulunan uzun bir anlatı türüdür.” cümlelerinin öznellik-nesnellik bakımından karşılaştırılması. — Birinci cümle, konuşanın kişisel beğenisine dayanan, kanıtlanabilirliği tartışmaya açık bir yargı içerdiği için öznel bir cümledir. İkinci cümle ise romanın ayırt edici özelliklerini herkesçe kabul edilebilir, kişisel yorum içermeyen bir biçimde ortaya koyduğu için hem nesnel bir yargı hem de bir tanım cümlesidir.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.