Dil atölyesi
Kuralı örnek cümlede yakala, sonra kendi cümlende kullan.
6 bölüm · ~6 dk · 3 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Dilbilim (lengüistik), dili kendine özgü bilimsel yöntemlerle, sesinden anlamına kadar tüm katmanlarıyla inceleyen bağımsız bir bilim dalıdır. Bu konu; dilbilimin alt dallarını (sesbilgisi, biçimbilim, sözdizimi, anlambilim, edimbilim, toplumdilbilim, ruh dilbilimi), Ferdinand de Saussure'ün yapısalcı dilbilim kuramını (dil/söz, gösteren/gösterilen, eşzamanlılık/artzamanlılık, dizimsel/çağrışımsal ilişkiler) ve Noam Chomsky'nin üretici-dönüşümlü dilbilgisi kuramını (yüzey yapı/derin yapı, evrensel dilbilgisi) kapsar. ÖABT Türkçe alanında dilbilim kuramları, hem tanım düzeyinde hem de kuramcılar arasındaki karşılaştırmalı, ileri düzey akıl yürütme gerektiren sorularla ölçülür.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Dilbilimin alt dalları
Sesbilgisi (fonoloji), bir dildeki anlam ayırt edici ses birimlerini (fonem) ve dizilişlerini inceler. Biçimbilim (morfoloji), sözcüklerin en küçük anlamlı birimlerden (biçimbirim) nasıl oluştuğunu, kök ve eklerin kattığı anlam/görev değişikliklerini ele alır. Sözdizimi (sentaks), sözcüklerin cümleyi oluşturma kurallarını ve ögeler arası ilişkileri inceler. Anlambilim (semantik), sözcük ve cümlelerin anlamını; edimbilim (pragmatik) ise bir sözün bağlama ve konuşan kişinin niyetine göre kazandığı anlamı inceler. Toplumdilbilim (sosyolinguistik) dilin toplumsal etkenlere göre çeşitlenmesini, ruh dilbilimi (psikolinguistik) dilin zihinsel edinim ve üretim süreçlerini, tarihsel dilbilim ise dilin zaman içindeki değişimini konu edinir. Uygulamalı dilbilim, bu kuramsal bilgilerin yabancı dil öğretimi, çeviri ve dil bozukluklarının tedavisi gibi pratik alanlarda kullanılmasıyla ilgilenir.
Saussure ve yapısalcı dilbilim
Saussure'e göre "langue" (dil), bir toplumun ortak, soyut ve toplumsal kurallar dizgesidir; "parole" (söz) ise bu dizgenin bireyler tarafından somut konuşma edimlerinde gerçekleştirilmesidir. Dil göstergesi, "gösteren" (ses imgesi/biçim) ile "gösterilen" (bu imgenin zihinde çağrıştırdığı kavram) olmak üzere iki yüzlüdür ve bu ikisi arasındaki bağ nedensizdir (arbitrer); ayrıca gösterge çizgiseldir, çünkü gösteren zaman içinde art arda dizilen bir ses zinciridir. Bir dilin belirli bir zaman kesitindeki yapısının incelenmesine eşzamanlılık (senkroni), tarih içindeki değişiminin incelenmesine artzamanlılık (diyakroni) denir. Cümlede art arda sıralanan ögeler arası ilişkiye dizimsel ilişki, bir sözcüğün yerine dil dizgesinde gelebilecek diğer sözcüklerle kurduğu zihinsel ilişkiye ise çağrışımsal (paradigmatik) ilişki denir.
Chomsky ve üretici-dönüşümlü dilbilgisi
Chomsky, Bloomfield'in temsil ettiği ve dili yalnızca gözlemlenebilir verilerle betimlemeyi esas alan Amerikan yapısalcılığına tepki olarak, dilin konuşurun zihnindeki soyut dil yetisi (competence) ve bu yetiyi üreten kurallarla açıklanması gerektiğini savunmuştur. "Derin yapı", cümlenin temel anlamsal ilişkilerini taşıyan soyut düzeydir; dönüşüm kurallarıyla somut, telaffuz edilen "yüzey yapı"ya aktarılır. Çocukların sınırlı dil girdisiyle karmaşık bir dil sistemini kısa sürede edinebilmesini açıklamak için Chomsky, insan zihninde doğuştan var olduğunu ileri sürdüğü "Dil Edinim Aygıtı" (LAD) ve "evrensel dilbilgisi" kavramlarını öne sürmüştür.
Prag Okulu ve işlevsel dilbilim
Prag Dilbilim Okulu, cümledeki ögelerin yalnızca biçimsel görevini değil, iletişimdeki bildirişim değerini; ögelerin bilinen (eski) bilgiden bilinmeyen (yeni) bilgiye doğru nasıl dizildiğini inceleyen "işlevsel cümle perspektifi" yaklaşımını geliştirmiştir.
Dil-düşünce ilişkisi ve göstergebilim
Dilsel görelilik kuramı (Sapir-Whorf hipotezi), bir dilin yapısının, o dili konuşanların dünyayı algılama ve düşünme biçimini etkilediğini ileri sürer. Göstergebilim (semiyoloji/semiyotik) ise yalnızca dilsel göstergelerle sınırlı kalmayıp görsel imgeler, jestler gibi anlam taşıyan tüm sistemleri inceler; Peirce'in sınıflandırmasında ikon benzerliğe, belirti (index) nedensellik/bitişikliğe, simge (sembol) ise tamamen toplumsal uzlaşıma dayanır.
Dil tipolojisi
Türkçe, sözcüklerin köke art arda eklenen ve genellikle tek bir dilbilgisel görevi karşılayan eklerle türetildiği/çekimlendiği eklemeli (bitişken/aglütinatif) diller grubunda yer alır; bu diller, bir ekin birden fazla bilgiyi aynı anda taşıdığı bükümlü (çekimli) dillerden ayrılır.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Örnek 1: "Dil" ile "söz" arasındaki fark nedir? — Dil (langue), bir toplumun ortak kullandığı soyut ve toplumsal bir gösterge dizgesidir; söz (parole) ise bu dizgenin bireyler tarafından somut konuşma eylemlerinde hayata geçirilmesidir.
Örnek 2: "Ağaç" sözcüğünün farklı dillerde bambaşka seslerle karşılanması hangi ilkeyi kanıtlar? — Bu durum, gösteren (ses imgesi) ile gösterilen (kavram) arasındaki bağın nedensiz (arbitrer) olduğunu, yani doğal ya da zorunlu değil toplumsal uzlaşıma dayalı olduğunu gösterir.
Örnek 3: Edilgen ve etken biçimdeki iki cümlenin aynı temel anlamı taşıması Chomsky'nin hangi kavramıyla açıklanır? — Bu iki cümle farklı yüzey yapılara sahip olsa da aynı derin yapıyı paylaşır; dönüşüm kuralları bu derin yapıyı farklı yüzey biçimlerine aktarabilir.
Örnek 4: Çocukların kusurlu ve sınırlı dil girdisine rağmen dili hızla edinebilmesi Chomsky tarafından nasıl açıklanır? — Chomsky, bunu davranışçı pekiştirmeyle değil, insan zihninde doğuştan var olan ve tüm dillerin ortak ilkelerini içeren Dil Edinim Aygıtı (LAD) ve evrensel dilbilgisiyle açıklamıştır.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.