Dil atölyesi
Kuralı örnek cümlede yakala, sonra kendi cümlende kullan.
6 bölüm · ~9 dk · 3 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Sözcük türleri konusu, Türkçedeki sözcüklerin cümle içindeki görevlerine ve taşıdıkları anlam özelliklerine göre sınıflandırılmasını ele alır. Sözcükler biçim ve köken bakımından değil, cümle içindeki işlevlerine göre sekiz temel türe ayrılır: isim, sıfat, zamir, zarf, edat (ilgeç), bağlaç, ünlem ve fiil. Bunlardan fiil dışındaki yedisi “isim soylu sözcükler” olarak adlandırılır; çünkü fiil çekimlenirken kip ve kişi eki alırken, diğer türler ad soylu eklerle (hâl ekleri, iyelik ekleri vb.) çekimlenir. ÖABT Türkçe alan sınavında bu konu, çoğunlukla bir sözcüğün cümle içindeki kullanımına bakılarak hangi türde olduğunun belirlenmesini, aynı sözcüğün farklı cümlelerde farklı türlerde kullanılabildiğinin (tür kayması / sözcük türü geçişkenliği) fark edilmesini ve biçimce benzeyen ama işlevce ayrı olan yapıların (ile/-le, ki bağlacı/-ki eki, de/da bağlacı/-de/-da hâl eki gibi) ayırt edilmesini ölçen sorularla karşımıza çıkar. Bu nedenle sözcük türlerini yalnızca ezbere bir liste olarak değil, sözcüğün cümledeki göreviyle birlikte kavramak gerekir.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
İsimler (Adlar)
Varlıkları, kavramları, duyguları karşılayan sözcüklerdir. Somut-soyut (masa / sevgi), özel-cins (Ankara / şehir), tekil-çoğul (kitap / kitaplar), basit-türemiş-birleşik (göz / gözlük / gözbebeği) gibi alt gruplara ayrılır. İsimler hâl ekleri (-i, -e, -de, -den, -in) ve iyelik ekleri (-im, -in, -i...) alarak çekimlenir.
Sıfatlar (Ön Adlar)
İsimleri nitelik veya belirtme yönünden niteleyen sözcüklerdir. Niteleme sıfatları (güzel ev), belirtme sıfatları da kendi içinde işaret sıfatı (bu, şu, o), sayı sıfatı (beş kitap, üçüncü sıra, yarım ekmek, birer kalem), belirsizlik sıfatı (bazı, birkaç, her) ve soru sıfatı (hangi, kaç, nasıl) olarak alt gruplara ayrılır. Bir sıfat, niteleyeceği isim düşürülüp doğrudan isim gibi kullanıldığında adlaşmış sıfat olur (“Yaşlılara saygı gösterilmeli.” cümlesinde “yaşlılara” adlaşmış sıfattır).
Zamirler (Adıllar)
İsim olmadıkları hâlde ismin yerini tutan sözcüklerdir. Kişi zamiri (ben, sen, o...), işaret zamiri (bu, şu, o, bunlar, öteki), belirsizlik zamiri (biri, herkes, bazıları, hiçbiri), soru zamiri (kim, ne, nere), ilgi zamiri (“-ki”: “Benimki masada.”) ve dönüşlülük zamiri (kendi) olmak üzere altı alt türe ayrılır. İşaret sıfatı ile işaret zamiri arasındaki fark, sıfatın bir ismi nitelemesi/belirtmesi (“bu kitap”), zamirin ise doğrudan ismin yerini tutmasıdır (“bunu okudum”).
Zarflar (Belirteçler)
Fiilin, fiilimsinin ya da bir sıfatın anlamını zaman, yer-yön, miktar (azlık-çokluk) ya da durum bakımından etkileyen sözcüklerdir: zaman zarfı (dün, şimdi, sonra), yer-yön zarfı (ileri, yukarı, dışarı; hâl eki almadıklarında zarftır), durum zarfı (iyi, güzel, yavaş; fiili “nasıl” sorusuna cevap verecek biçimde niteler), azlık-çokluk (miktar) zarfı (çok, az, pek, oldukça) ve soru zarfı (nasıl, ne zaman, niçin, neden).
Edatlar (İlgeçler)
Tek başlarına anlamı olmayan, ancak bir isim ya da isim soylu sözcükle birlikte kullanıldığında cümleye anlam katan yardımcı sözcüklerdir: gibi, kadar, için, ile, göre, üzere, karşı, doğru, sonra, önce, rağmen, dolayı, dair, denli. Edat, kendisinden önceki sözcükle bir edat grubu oluşturur ve o sözcüğü isim, sıfat ya da zarf gibi bir göreve büründürür.
Bağlaçlar
Sözcükleri, sözcük gruplarını ya da cümleleri anlamca bağlayan sözcüklerdir: ve, ile, ama, fakat, veya, ya da, çünkü, hâlbuki, üstelik, ayrıca, yalnız, ancak, ki, de/da. Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır ve cümleden çıkarıldığında temel anlam bozulmaz; oysa bulunma hâli eki olan “-de/-da” bitişik yazılır ve çıkarıldığında cümle eksik/anlamsız kalır.
Ünlemler
Sevinç, korku, şaşkınlık, seslenme gibi duygusal tepkileri doğrudan yansıtan sözcüklerdir: Ah!, Aman!, Ey!, Vah!, Bre! Bazı seslenme sözleri ve yansıma sözcükler de bağlama göre ünlem görevinde kullanılabilir.
Fiiller
İş, oluş, hareket ya da durum bildiren, kip ve kişi eki alarak çekimlenebilen tek türdür; diğer yedi tür “isim soylu” sayılırken fiil ayrı bir kategori oluşturur (fiil çekimi ve çatısı ayrı bir konu başlığında ayrıntılı olarak işlenir).
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Örnek 1: “Yaşlılara her zaman saygı gösterilmelidir; onlar bizim tecrübe kaynağımızdır.” cümlesindeki “yaşlılara” sözcüğünün tür bakımından değerlendirilmesi. — Aslen “yaşlı” bir niteleme sıfatıdır; ancak burada niteleyeceği isim (insanlar) düşürülmüş ve “yaşlılara” doğrudan bir isim gibi kullanılarak çoğul ve hâl eki (-a) almıştır. Bu kullanım adlaşmış sıfat örneğidir; sözcük biçimce sıfat kökenli olsa da cümledeki görevi bakımından isim yerine geçmiştir.
Örnek 2: “Bu kitabı okudum, ama bunu daha okumadım.” cümlesindeki “bu” ve “bunu” sözcüklerinin tür bakımından karşılaştırılması. — İlk cümlede “bu”, “kitabı” ismini doğrudan nitelediği/belirttiği için işaret sıfatıdır ve tek başına kullanılmaz. İkinci cümlede “bunu” ise herhangi bir ismi nitelemeden doğrudan ismin (kitabın) yerini tutmaktadır ve hâl eki (-u) almıştır; bu nedenle işaret zamiridir. Aynı kökten türeyen bu iki sözcüğü ayırt etmenin ölçütü, bir ismi nitelemesi (sıfat) ya da doğrudan onun yerini tutmasıdır (zamir).
Örnek 3: “Akşama kadar burada bekleyeceğim.” ve “Kardeşi kadar başarılı olmak istiyor.” cümlelerindeki “kadar” sözcüğünün görevinin değerlendirilmesi. — Her iki cümlede de “kadar” tek başına anlamı olmayan, kendisinden önceki isim soylu sözcükle (akşama, kardeşi) birlikte anlam kazanan bir edattır (ilgeç). Birinci cümlede zaman anlamlı bir edat grubu (akşama kadar) zarf tümleci görevinde kullanılırken, ikinci cümlede benzerlik/karşılaştırma anlamlı bir edat grubu (kardeşi kadar) yine zarf tümleci görevindedir. “Kadar” kendi başına bir isim, sıfat ya da zarf değildir; edat olarak sınıflandırılır çünkü yalnızca kendinden önceki sözcükle birlikte bir anlam bütünlüğü kurar.
Örnek 4: “Sabah erken kalktı ki işine yetişebilsin.” ve “Masadaki kitap benimkinden daha kalındır.” cümlelerindeki “ki” biçimbirimlerinin tür/görev bakımından karşılaştırılması. — İlk cümlede “ki” bağımsız bir sözcüktür, iki yargıyı (erken kalkma – işe yetişme) amaç-sonuç ilişkisiyle birbirine bağladığı için bağlaçtır ve ayrı yazılır. İkinci cümledeki “masadaki” sözcüğünde ise “-ki” bulunma hâli ekindeki isme gelerek sıfat türeten yapım ekidir (bitişik yazılır) ve “masa üzerinde bulunan” anlamıyla “kitap” ismini niteleyen bir sıfat oluşturur. “Benimkinden” sözcüğünde ise “-ki” yine ek durumundadır, ancak bu kez zamir türetir (ilgi zamiri: “benim kitabımdan” anlamında). Bu üç kullanım, “ki” biçiminin bağlama göre bağlaç, sıfat yapan ek ya da zamir yapan ek olabildiğini gösterir.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.