Dil atölyesi
Kuralı örnek cümlede yakala, sonra kendi cümlende kullan.
6 bölüm · ~7 dk · 3 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Ses bilgisi, Türkçenin ünlü ve ünsüz seslerinin özelliklerini, bu seslerin sözcük içinde ve ek alırken uyduğu uyum kurallarını (büyük ünlü uyumu, küçük ünlü uyumu) ve ek alma sürecinde ortaya çıkan ses olaylarını (ünsüz benzeşmesi/sertleşmesi, ünsüz yumuşaması, ünlü düşmesi, ünlü/ünsüz türemesi, kaynaştırma ünsüzleri) inceler. ÖABT Türkçe sınavında bu konu, hem kural bilgisini doğrudan ölçen sorularla hem de somut sözcük ve cümle örnekleri üzerinden akıl yürütme gerektiren sorularla sıkça karşımıza çıkar.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Büyük ünlü uyumu (kalınlık-incelik uyumu): Türkçe kökenli bir sözcüğün ilk hecesindeki ünlü kalınsa (a, ı, o, u) sonraki hecelerdeki ünlüler de kalın; ince ise (e, i, ö, ü) sonraki hecelerdeki ünlüler de ince olur. "Anne, kardeş, elma, hangi, şişman, dahi, kâşif" gibi bazı Türkçe kökenli sözcükler tarihsel ses değişimleri nedeniyle; "kalem, kitap, hediye, şalvar" gibi alıntı sözcükler ise kökenleri gereği bu uyuma uymaz.
Küçük ünlü uyumu (düzlük-yuvarlaklık uyumu): Bir hecedeki ünlü düzse (a, e, ı, i) ondan sonraki hecede de düz bir ünlü bulunur. Bir hecedeki ünlü yuvarlaksa (o, ö, u, ü) ondan sonraki hecede ya düz-geniş (a, e) ya da dar-yuvarlak (u, ü) bir ünlü bulunur; yuvarlak-geniş (o, ö) veya düz-dar (ı, i) bir ünlünün gelmesi bu kurala aykırıdır. "-yor" şimdiki zaman eki (geliyor, okuyor) her iki uyum kuralına da uymayan istisnai bir ektir; "televizyon, radyo, otobüs" gibi alıntı sözcükler de küçük ünlü uyumuna aykırıdır.
Ünsüz benzeşmesi (sertleşmesi): Sert (tonsuz) ünsüzlerden biriyle (f, s, t, k, ç, ş, h, p — "Fıstıkçı Şahap" sözcüğüyle akılda tutulur) biten bir sözcüğe "c, d, g" ile başlayan bir ek geldiğinde bu ünsüzler sertleşerek "ç, t, k"ye dönüşür: kitap+cı → kitapçı, ağaç+dan → ağaçtan, sokak+ga → sokağa (istisna: "g" ile başlayan yönelme hâli "-a/-e" değil "-e/-a" hâlinde farklı işler; temel örnekler "-cı/-ci, -dan/-den, -da/-de" ekleridir).
Ünsüz yumuşaması (değişimi): Çok heceli, sert ünsüzlerden p, ç, t, k ile biten sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldığında bu ünsüzler yumuşayarak b, c, d, ğ'ye dönüşür: kitap+ı → kitabı, ağaç+a → ağaca, kanat+ı → kanadı, sokak+a → sokağa. Tek heceli sözcüklerde bu yumuşama genellikle görülmez (ip+i → ipi, at+a → ata, saç değil "suç+u"→suçu), ancak bazı tek heceli sözcükler de yumuşar (kap→kabı, kurt→ ~korunur, düşünce çok yönlü olduğundan sınavda örnek üzerinden değerlendirilir). Özel adlarda yumuşama söyleyişte olsa da yazımda gösterilmez (Zonguldak'a şeklinde yazılır, "Zonguldağa" değil).
Ünlü düşmesi (hece düşmesi): Çoğunlukla iki heceli olan bazı sözcüklerin (burun, ağız, oğul, akıl, beyin, karın, boyun, gönül) ikinci hecesindeki dar ünlü, ünlüyle başlayan bir ek ya da yardımcı eylem aldığında düşer: burun+u → burnu, ağız+ı → ağzı, oğul+u → oğlu, akıl+ı → aklı. Bu olay bazı isimden fiil türetmelerinde de görülür: koku+la- → kokla-, oyun+a- → oyna-.
Ünlü türemesi: Bazı tek heceli sözcükler küçültme veya pekiştirme eki aldığında telaffuzu kolaylaştırmak için araya bir ünlü türer: az→azıcık, genç→gencecik, bir→biricik. Pekiştirmeli sıfatlarda da (m, p, r, s ile) benzer bir türeme görülür: küçük→küpecük değil, sıcak→sım-sıcak, düz→dop-dolu değil dümdüz gibi örneklerde ilk hece + pekiştirme ünsüzü kalıbı kullanılır.
Ünsüz türemesi: Arapça kökenli tek heceli bazı sözcükler (his, ret, af, zan, hak, hat) ünlüyle başlayan ek aldığında Arapçadaki asıl biçimlerine uygun olarak son ünsüzleri ikizleşir: his→hissi, ret→reddi, af→affı, zan→zannı, hak→hakkı.
Kaynaştırma (yardımcı) ünsüzleri: Ünlüyle biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirilirken iki ünlünün yan yana gelmesini (ünlü çatışmasını) önlemek için araya "y, ş, s, n" seslerinden biri girer: kapı+y+a, iki+ş+er, kapı+s+ı, kapısı+n+a. Bu dört ünsüz, ekin kendisine ait olmayıp yalnızca ses uyumunu sağlamak için araya girdiğinden "kaynaştırma" adını alır.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Örnek 1: "Kitap" sözcüğü "-a" yönelme hâli ekini alınca neden "kitaba" biçimini alır? — "Kitap" çok heceli bir sözcük olup sert ünsüz "p" ile biter. Ünlüyle başlayan "-a" eki geldiğinde "p" yumuşayarak "b"ye dönüşür: kitap+a → kitaba. Bu, ünsüz yumuşamasına örnektir; aynı sözcük ünsüzle başlayan "-cık" ekini alırsa yumuşama gerçekleşmez ve "kitapçık" biçimi ortaya çıkar.
Örnek 2: "Ağzına" sözcüğünde hangi ses olayları bir aradadır? — "Ağız" kökü iyelik eki "-ı" alırken ikinci hecedeki dar ünlü düşer: ağız+ı → ağzı (ünlü düşmesi). Bu sözcüğe yönelme hâli eki "-a" getirilmek istendiğinde iyelik ekinden sonra araya "n" kaynaştırma ünsüzü girer: ağz-ı-n-a. Böylece tek sözcükte hem ünlü düşmesi hem kaynaştırma bir arada görülür.
Örnek 3: "Elma" sözcüğü neden büyük ünlü uyumuna uymaz? — "Elma" sözcüğü Türkçe kökenli olmasına karşın (Eski Türkçe "alma"), tarihsel ses değişimi sonucunda ilk hecesi ince (e), ikinci hecesi kalın (a) ünlü taşımaktadır. Bu, sözcüğün alıntı olmadığı hâlde uyuma aykırı olabileceğini gösteren klasik bir örnektir; benzer örnekler arasında "anne, kardeş, hangi, şişman, dahi" sayılabilir.
Örnek 4: "His" sözcüğü neden "hissi" biçimini alır, "burun" sözcüğü ise "burnu" biçimini alır; ikisi arasındaki fark nedir? — "His" sözcüğünde iyelik eki alınırken son ünsüz ikizleşir (ünsüz türemesi): his+i → hissi. "Burun" sözcüğünde ise ikinci hecedeki dar ünlü düşer (ünlü düşmesi): burun+u → burnu. Biri sözcüğe yeni bir ses eklerken (türeme), diğeri var olan bir sesi kaybettirir (düşme); bu nedenle iki olay birbirinin ters yönde işleyen karşıtıdır.
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.