Edebiyat salonu
Dönemi, yazarı ve eseri bir hikâye gibi birbirine bağla.
6 bölüm · ~10 dk · 7 etkileşim
1Konu özeti
İlk bölüm! Temeli burada atıyoruz, acele etme.
Dünya edebiyatı ve edebî akımlar başlığı, Batı edebiyatında 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar birbirini izleyen büyük edebî akımların temel ilkelerini, bu akımların ortaya çıkış koşullarını ve her akımı temsil eden önemli yazarları kapsar. OABT Türk Dili ve Edebiyatı sınavında bu konu, klasisizm, romantizm, realizm (gerçekçilik), natüralizm, sembolizm (simgecilik) ve modernizm akımlarının ayırt edici özellikleri ile bu akımlara bağlı dünya yazarlarının doğru eşleştirilmesi üzerine kuruludur. Her akım, kendinden önceki akıma bir tepki olarak doğmuştur: klasisizmin akla ve kurala dayalı katı düzenine romantizm duygu ve özgürlükle karşı çıkmış, romantizmin öznel coşkusuna realizm nesnel gözlemle, realizmin dış dünya tasvirine sembolizm iç dünyanın çağrışım yoluyla ifadesiyle, 19. yüzyılın bütüncül anlatı geleneğine ise modernizm bilinç akışı ve parçalanmış anlatı teknikleriyle karşılık vermiştir. Bu zincirleme tepki ilişkisini kavramak, akımları birbirinden ayırt etmenin ve doğru yazar-akım eşleştirmesi yapmanın anahtarıdır.
2Temel kavramlar
Önemli yerleri altını çizer gibi oku.
Klasisizm
- yüzyılda Fransa'da, özellikle Kral XIV. Louis döneminde gelişen klasisizm, eski Yunan ve Latin edebiyatını örnek alır; akıl, düzen, kurallara bağlılık ve denge ilkelerine dayanır. Tiyatroda üç birlik kuralı (olay, zaman ve mekân birliği) esastır: oyun tek bir olay etrafında kurulmalı, bir günden uzun sürmemeli ve tek bir mekânda geçmelidir. Duygudan çok akla, bireysel özgünlükten çok evrensel ve tipik insan durumlarına önem verilir. Başlıca temsilcileri Pierre Corneille ve Jean Racine (trajedi), Molière (komedi) ve düşünce alanında Nicolas Boileau'dur (klasisizmin kuramcısı, "Şiir Sanatı" adlı eseriyle).
Romantizm
- yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başında klasisizmin katı kurallarına bir tepki olarak doğan romantizm, duygu, hayal gücü, bireysellik ve doğa sevgisini ön plana çıkarır. Kurallardan çok özgürlüğü, akıldan çok coşkuyu, evrensel tiplerden çok bireysel ve öznel yaşantıyı önemser; sıkça geçmişe (Ortaçağ) ve egzotik mekânlara duyulan özlemi işler. Fransa'da Victor Hugo (romantizmin öncü kuramcısı, "Hernani" oyunu ve "Cromwell" önsözüyle; ayrıca "Sefiller" ve "Notre-Dame'ın Kamburu" romanlarıyla) ve Alphonse de Lamartine; Almanya'da Johann Wolfgang von Goethe ("Genç Werther'in Acıları") ve Friedrich Schiller; İngiltere'de Lord Byron akımın önemli temsilcilerindendir.
Realizm (Gerçekçilik)
- yüzyılın ortasında romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak doğan realizm, nesnel gözlem, ayrıntılı betimleme ve toplumsal/bireysel gerçekliğin olduğu gibi yansıtılmasını ilke edinir. Yazar, kendi duygularını araya sokmadan, bir bilim insanı tarafsızlığıyla gözlemlediği hayatı anlatır. Honoré de Balzac ("İnsanlık Komedyası" dizisiyle Fransız toplumunun geniş bir panoramasını çizmiştir), Gustave Flaubert ("Madam Bovary" ile realist romanın en önemli örneklerinden birini vermiştir) ve Rusya'da Lev Tolstoy ile Fyodor Dostoyevski (psikolojik derinliği realizmle birleştiren yazarlar) akımın başlıca temsilcileridir. Realizmin bir uzantısı olan natüralizm ise Émile Zola öncülüğünde, insan davranışlarının kalıtım ve çevre koşullarınca belirlendiğini bilimsel/deterministik bir yaklaşımla ele alır; toplumun en sert ve çirkin yönlerini (yoksulluk, hastalık, alkolizm) çekinmeden işler.
Sembolizm (Simgecilik)
- yüzyılın ikinci yarısında realizm ve natüralizmin nesnelciliğine bir tepki olarak Fransa'da doğan sembolizm, dış dünyanın doğrudan tasvirinden çok, duygu ve ruh hâllerinin simgeler ve çağrışımlar yoluyla, müzikal bir dil kullanılarak aktarılmasını amaçlar. Şiirde açık anlatımdan çok kapalı, sezdirilen bir anlatım tercih edilir. Charles Baudelaire ("Kötülük Çiçekleri" adlı eseriyle sembolizmin öncüsü sayılır), Paul Verlaine ve Arthur Rimbaud akımın en önemli temsilcileridir; Baudelaire'in "correspondances" (uyuşumlar/tekabüller) kavramı, duyular ve nesneler arasındaki gizli çağrışım ilişkilerini ifade eder.
Modernizm
- yüzyılın başında, özellikle I. Dünya Savaşı sonrasında geleneksel anlatı biçimlerine (doğrusal zaman, kadir-i mutlak anlatıcı, tutarlı olay örgüsü) bir tepki olarak gelişen modernizm, bilinç akışı tekniği, zaman ve mekânda parçalanma, öznel algı ve belirsizlik gibi unsurları öne çıkarır. James Joyce ("Ulysses" ile bilinç akışı tekniğinin en radikal örneklerinden birini vermiştir), Virginia Woolf ("Deniz Feneri", "Mrs Dalloway" ile iç dünyanın akışını yansıtmıştır), Franz Kafka (bireyin yabancılaşmasını ve varoluşsal kaygıyı "Dönüşüm" ve "Dava" gibi eserlerde işlemiştir) ve Marcel Proust ("Kayıp Zamanın İzinde" ile bilinçli/bilinçsiz bellek ve zaman deneyimini derinlemesine incelemiştir) modernizmin önde gelen temsilcileridir.
3Çözümlü örnekler
Örneklere dikkat et; soruların çoğu buradan çıkar.
Bir tiyatro eserinde olayın tek bir mekânda, bir günü aşmayan bir sürede ve tek bir olay çevresinde gelişmesi kuralına uyulması, hangi akımın temel ilkelerinden biridir?
Bir yazarın, insan davranışlarını kalıtım ve çevre koşullarına bağlı olarak bilimsel bir determinizmle açıklamaya çalıştığı, toplumun yoksulluk ve hastalık gibi en sert yönlerini çekinmeden işlediği bir romanı hangi akımın örneği sayılır?
"Ulysses" adlı romanında geleneksel anlatı sırasını kırarak karakterlerin iç dünyasını kesintisiz bir düşünce akışıyla aktaran yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Dış dünyanın doğrudan betimlenmesi yerine ruh hâllerinin simgeler ve müzikal bir dille sezdirilmesini savunan, "Kötülük Çiçekleri" adlı yapıtıyla bu akımın öncüsü sayılan yazar kimdir?
4Sık yapılan hatalar
Yarıyı geçtin, harika gidiyorsun! 2 bölüm kaldı.
5Sınavda nasıl soruluyor
Arada küçük sorular var, atlamadan çöz.
6Kısa tekrar
Son bölüm! Biraz kaldı, bitirmek üzeresin.